Prof. Dr. Nazif Gürdoğan Yazar, Akademisyen

Eylül 2015

45 yazı

1 Eylül 2015, 07:37

"Bir elde kalkan bir elde hançer"değil,"Bir elde Mesnevi bir elde Mukaddime"

"Bir elde kalkan bir elde hançer"değil,"Bir elde Mesnevi bir elde Mukaddime" olmalıdır.Mevlana ve İbn Haldun'da ele alınmayan tartışılmayan konu yoktur. Komünizm'den sonra Sekülerizm'in de cenaze töreni yapıldı.Kutsal kültürün güneşi asla batmaz.Kur'an bütün kitapların anasıdır.

1 Eylül 2015, 14:07

BARIŞIN GÜVERCİNİ AĞZINDA ZEYTİN DALIYLA GELİR

Barışın simgesi ağzında bir zeytin dalıyla Nuh'un Gemi'sine dönen güvercindir.Gemi Tufan sonrası karaya ulaşmıştır.Nuh Peygamber insanlığın ikinci atasıdır.Dünya ikinci bir "NUH TUFANI" yaşamamak için bütün savaşlara karşı çıkmak,bütün barışlara da destek olmak zorundadır.Tarihin hiç bir döneminde kan dökülmeyen savaş,kan dökülen barış olmamıştır.Bugünlerde KANT'ın "EBEDİ BARIŞ" risalesi yeniden gündeme getirilerek tartışılmalıdır. Bu bağlamda MALTEPE ÜNİVERSİTESİ,Prof.Dr. NİYAZİ KARASAR'ın yönettiği Prof.Dr. İONNA KUÇURADİ,Prof.Dr. BEKİR KARLIĞA,Prof.Dr. HÜSREV HATEMİ'nin konuşmacı olarak katıldığı "YUNUS'TAN KANT'A BARIŞ ÖZLEMİ"başlıklı büyük ilgi gören bir panel düzenledi.Barışı savunmak barışı desteklek bütün insanlığın başta gelen görevidir.

2 Eylül 2015, 21:55

TA MAVERADAN

============= "Rüzgar öyle esti,öyle esti ki, Her şey uçup gitti,kaldı Yaradan." Edebiyat YARADAN'a gien yolun kutup yıldızıdır. Kutup yıldızı Kuzey'in Edebiyat ölümsüzlüğün yolunu gösterir.

3 Eylül 2015, 12:19

MAVERA "68 KUŞAĞI'nın dergisidir.Ancak MAVERA Sağda

MAVERA "68 KUŞAĞI'nın dergisidir.Ancak MAVERA Sağda ya da Solda olan bir dergi değil,yedi adım önde olan bir dergidir. MAVERA'nın Yazarları Türkiye'nin geleceğini Moskova ve Washington'da değil,Üsküdarıyla Mekke,Eyübüyle Medine, Kadıköyüyle Kudüs toprağı olan İstanbul'da aradılar.Bugün MAVERA'nın doğru yolda olduğu kanıtlandı.Kare dünyada Sağ Sol kavramları tedavülden kalkmış paralar gibi bütünüyle geçerliliklerini yitirdiler.Kare dünya geçmişte kalanların değil geleceğe bakanların dünyasıdır.Herkes " OLDUĞU GİBİ GÖRÜNMEK GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ OLMAK" zorundadır.

4 Eylül 2015, 18:52

Bizim Fakültemiz işi doğru yapan yöneticiler değil

Bizim Fakültemiz işi doğru yapan yöneticiler değil, doğru işi yapan girişimciler yetiştirir.Her 3.Kuşak üniversite gibi mezunları iş aramaz,iş kurar.Türkiye 3. Kuşak Üniversiteleriyle "ordu millet"ten "girişimci millet"e dönüşecektir.Girişimciler kare dünyanın hem fatihleri hem de misyonerleridir.Yirmibirinci yüzyılın simyacıları girişimcilerdir.

5 Eylül 2015, 18:22

Osmanlı Devleti dağıldı.Bin yıllık barış bölgesi savaş bölgesi oldu

Osmanlı Devleti dağıldı.Bin yıllık barış bölgesi savaş bölgesi oldu. Bir bayrak,bir milli marş,yetersiz ve yeteneksiz devlet yöneticileriyle bir devlet ve bir millet inşa edilemiyor.Amerika Ortadoğu'nun kalbine bir kılç gibi saplandı.Amerika Cennet'i Cehennem'e dönüştürdü. Ortadoğu'nun geleceği Washington'da değil, İstanbul'dadır.

6 Eylül 2015, 22:06

İNSANLARIN DEĞİL KOYUNLARIN KURBAN EDİLDİĞİ BAYRAMLARI KUTLUYORUZ.KURBAN KANI AKITMAYANLAR İNSAN KANI AKITIRLAR

===================================== İnsan her gün bilgiyi bilgeliğe dönüştürmek için aklının labirentlerinden gönlünün derinliklerine doğru uzun yolculuklara çıkmalıdır.Bilgeliğe dönüşmeyen bilgi yüktür. Bayram günleri paylaşma günleri yanında düşünme günleri de olsun.Düşünce olmazsa eylem olmaz.

7 Eylül 2015, 20:06

MÜSİAD TÜRKİYE'DE GİRİŞİMCİLİĞİN HARB AKADEMİSİDİR. AYNI SINIFTA BULUNDUĞUMUZ BAŞKAN SELİM SAR MÜSİAD SAMSUN ŞUBESİNİ "ÖNCEL AKADEMİ"NİN ÖNCÜLÜĞÜNDE

BİR "SÜREKLİ EĞİTİM MERKEZİ"NE DÖNÜŞTÜRECEK.ARTIK ÖĞRENME ÖZÜRLÜ OLAN KURULUŞLARIN UZUN ÖMÜRLÜ OLMALARI MÜMKÜN DEĞİLDİR.GETİRİSİ EN YÜKSEK OLAN YATIRIM EĞİTİME YAPILAN YATIRIMDIR.

7 Eylül 2015, 20:24

Terör terörle yeni boyutlar kazanır.Bir insanı öldüren

Terör terörle yeni boyutlar kazanır.Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürür.Herkesin Necip Fazıl gibi:"DURUN KALABALIKLAR BU CADDE ÇIKMAZ SOKAK" diyerek, Okyonus ortasında batmakta olan bir gemi gibi çığlık çığlığa "S.O.S" mesajları vermesi gerekir.

8 Eylül 2015, 04:57

Amerika'nın çivisini çıkardığı kare dünyada Ortadoğu'dan göçlerle

Amerika'nın çivisini çıkardığı kare dünyada Ortadoğu'dan göçlerle Avrupa işgal ettiği Ortadoğu ülkeleri tarafından işgal edilecektir. Sınırların olmadığı kare dünyada hiçbir ülkenin sınırlarını kapaması mümkün değildir.Kare dünyada olmayan sınırlar savaşla değil barışla korunur.Göçlerin dönüştürücü bir gücü ve etkisi vardır.

8 Eylül 2015, 05:23

Sakarya Anadolu İnsanın nehirlerinin anasıdır.Her şey nehir gibi akar

Sakarya Anadolu İnsanın nehirlerinin anasıdır.Her şey nehir gibi akar. Küre dünyada Avrupa Asya'ya akmıştı.Kare dünyada Asya Avrupa'ya akacak.Küre dünyada sınırlar savaşla korunuyordu.Kare dünyada sınırlar barışla korunacak.Amerika'nın başlattığı savaşın faturasını bütün dünya ödeyecektir.Sakarya gibi dünya ayağa kalkmalıdır.Savaşı Sakarya kıyısında yürüyen Çağdaş Yunus'lar durduracaktır.

8 Eylül 2015, 20:23

Amerika'nın çivisini çıkardığı Ortadoğu Avrupa'yı baştan

Amerika'nın çivisini çıkardığı Ortadoğu Avrupa'yı baştan sona dönüştürecektir.Geçmişte ava çıkanlar gelecekte avlanacaklar.İşgal edenler işgal edilirler.Peygamberi Ortadoğu'lu olan Avrupalı'nın gururlanacak çok şeyi yok.

9 Eylül 2015, 16:26

Kutsal dilin vatanı Ortadoğu'dur.Kutsal kültür adına

Kutsal dilin vatanı Ortadoğu'dur.Kutsal kültür adına ne varsa hepsi Ortadoğu'dan ithal edilmiştir.Ortadoğu Kabe Toprağıdır.Kabe Toprağında kan dökenin kanı dökülür.Ortadoğu'da bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürür.Ortadoğu'da kan kılıçtan daha keskindir.

10 Eylül 2015, 12:23

Mehmet Akif "Kollarını Makas Gibi Açarak" Anadolu

Mehmet Akif "Kollarını Makas Gibi Açarak" Anadolu İnsanına Necip Fazıl'ın Bir Dizesini Genişleterek Sesleniyor: "DURUN KALABALIKLAR BU CADDE ÇIKMAZ SOKAK" Nuri Pakdil "İNSANI İNSANA KARŞI SAVUNMAYA"çağırıyor. İnsanın Kurdunun İnsan Olduğu Bir Daha Doğrulanıyor. Kimse Sorumluluğu Başkalarına Yüklemesin Kendinde Arasın.

10 Eylül 2015, 22:20

Her insanın başta gelen görevi nefret ettirmek değil sevdirmektir

Her insanın başta gelen görevi nefret ettirmek değil sevdirmektir. Barış hayatı zorlaştıranların değil kolaylaştıranların işidir.Herkes nefretten ceylanlar gibi kaçmalı sevginin peşinden aslanlar gibi koşmalıdır.Bu bağlamda hayat beşikten mezara bir maratondur.

12 Eylül 2015, 10:02

NASIL ARI KOVANIN DIŞINA ÇIKMADAN BAL YAPAMAZSA İŞLETMELER DE ÜLKELERİNİN DIŞINA ÇIKMADAN BÜYÜYEMEZLER. İŞLETMELERİN BAŞARISININ SIRRI:KAZANMAK İÇİN KAZANDIRMAKTIR

"KAZANÇLARINI PAYLAŞMAYANLAR ZARARLARINI PAYLAŞACAK ORTAKLAR BULAMAZLAR.ANADOLU'DA DENİLDİĞİ GİBİ:"YERKEN YALNIZ YİYENLER YÜKLERİNİ YALNIZ TAŞIRLAR."

12 Eylül 2015, 21:32

Sekiz yıl süren Irak ve İran Savaşı İslam Dünya'sına

Sekiz yıl süren Irak ve İran Savaşı İslam Dünya'sına hesaplanamayacak kadar büyük bedel ödettirdi.Bu savaşta heder olan kaynaklarla Endülüs'ün tamamı geri alınabilir,Balkanlar bütünüyle yeniden kazanılabilirdi.

13 Eylül 2015, 06:05

Aile toplumun şirket ekonominin omurgasıdır.Ailesiz

Aile toplumun şirket ekonominin omurgasıdır.Ailesiz toplum şirketsz ekonomi olmaz.Aile ile şirket arsında eşşiz bir uyum ve denge sağlamayı başaran iki güzel Aile Şirketi Mimarı:Prof.Dr.İsmail Adak ve Necmeddin Kapan.Onlar iş dünyasına olduğu kadar sivil toplum dünyasına da bir dinamizm kazandırıyorlar.Onların hem büyük işleri hem de büyük düşleri var.

13 Eylül 2015, 18:42

BİLECİK OSMANLI'YA EBELİK YAPAN ŞEHİRDİR. OSMAN GAZİ MUHTEŞEM RÜYASINI BİLECİK'TE GÖRMÜŞTÜR.RÜYASI OLMAYANIN ŞEHRİ OLMAZ

OSMAN GAZİ VE ŞEYH EDEBALİ'Yİ ANLAMAYANLAR ANADOLU İNSANININ DÜNYASINI ANLAYAMAZLAR. BİRİNİN AKLI BİRİNİN GÖNLÜ ANADOLU'YU MAYALADI. ANADOLU OSMAN GAZİ'NİN EYLEMİYLE EDEBALİ'NİN DÜŞÜNCESİNİN ALTIN ORANDA HARMANLIDIĞI COĞRAFYADIR.DÜŞÜNCENİN MÜRİDİ OLMAYANLAR EYLEMİN MÜRŞİDİ OLAMAZLAR.

13 Eylül 2015, 18:46

HER MEDENİYETİN ŞEHİRLERİ VARDIR. MEDENİYETLER SAVAŞ ALANLARINDA DEĞİL,ŞEHİR MEYDANLARINDA SAVAŞIRLAR

KONYA SELÇUKLULARIN İSTANBUL OSMANLILARIN ŞAM EMEVİLERİN BAĞDAT ABBASİLERİN KURTUBA ENDÜSLÜSLÜLERİN SEMERKAT TİMURLULARIN BAŞKENTİDİR.ŞEHİRLER MEDENİYETLERİN RUHUDUR.

13 Eylül 2015, 19:38

Anadolu'da denildiği gibi:"Yerken yalnız yiyenler bavullarını

Anadolu'da denildiği gibi:"Yerken yalnız yiyenler bavullarını yalnız taşırlar."İbrahim Peygamber gibi sofralarını paylaşmayanlar ateş yalımlarını gül bahçelerine çeviremezler.Bir sofra üzerine uzanan elleri sayısıyla doğru orantılı büyüyen bir sinerji oluşturur. Sofralarını paylaşmayanlar paylaşacak sofra bulamazlar.Kare dünya yerken yalnız yiyenlerin dünyası değildir.Vermeyene verilmez.

14 Eylül 2015, 19:06

Mavera Dergisi'nde :Çok konuşulup az şey söylenmez

Mavera Dergisi'nde :Çok konuşulup az şey söylenmez. Az konuşulup çok şey söylenilirdi.Susulur gibi konuşulur konuşulur gibi susulurdu.İşte o unutulmaz sohbetlerden bir kare.Kimse konuşmaktan ve dinlemekten yorulmazdı.

14 Eylül 2015, 19:56

Recep Koçak'tan bir "GÖRÜNMEYEN ÜNİVERSİTE ve MAVERA DERGİSİ"

Recep Koçak'tan bir "GÖRÜNMEYEN ÜNİVERSİTE ve MAVERA DERGİSİ" yazısı.Görünmeyen Üniversitelerde kanatlanan düşünceler dergilerde kültür ve sanata dönüşür.Kültür ve sanat aklı hem başında hem de gönlünde olan sıradışı insanların işidir.Onlar akıllarıyla düşünürler gönülleryle yazarlar.

14 Eylül 2015, 20:10

Ekonomiye bu kadar değer verilmeseydi edebiyat bu kadar yoksullaşmazdı

Ekonomiye bu kadar değer verilmeseydi edebiyat bu kadar yoksullaşmazdı. edebiyatsız ekonomi olmadığı gibi edebiyatsız politika da olmaz.Edebiyatı yoksul olanların ekonomileri zengin politikaları derin olmaz.İşte MAVERA'nın Yedi Güzel Kurucusu'nun düşünce ve eylem dünyalarına zengin bir yolculuk.

15 Eylül 2015, 14:51

Ağzında zeytin dalı taşıyan barış güvercini Ortadoğu'da

Ağzında zeytin dalı taşıyan barış güvercini Ortadoğu'da ağzında silah taşıyan savaş kartalına dönüştü.Ortadoğu'da savaşları savaş meydanlarından şehir meydanlarına taşıyacak sivil toplum kuruluşlarına büyük görevler düşüyor.Herkesin "uzakta ancak yakında yakında ancak uzakta"olduğu kare dünyada savaşlar silahlarla cephelerde değil,gösterilerle meydanlarda kazanılırBir insanı öldüren bütün insanlığı öldürür. Dünyada eli temiz olan devlet yok denecek kadar azdır. Hiçbir devlet meydanları dolduran insanlara meydan okuyamaz.

17 Eylül 2015, 16:40

Demokrasinin dili büyük sayılar yasasının dilidir.Ana

Demokrasinin dili büyük sayılar yasasının dilidir.Ana akımlar büyük sayılar yasasının işlerliğini gösterirler. Demokrasi çoğunluğun görüşlerini yansıtırsa sağduyu ile örtüşür.İnsanların çoğunluğu yanlışta birleşmez.

17 Eylül 2015, 16:54

Amerika ve Avrupa İslam Dünyasında onyıllarca Dayatmacı Yönetimleri

Amerika ve Avrupa İslam Dünyasında onyıllarca Dayatmacı Yönetimleri destekleyerek dünyada demokrasinin en büyük düşmanları olduklarını bütün ülkelere gösterdiler.Demokrasi ithal edilmediği gibi ihraç da edilmez. İslam Ülkeleri kendi demokrasilerini kendileri inşa etmek zorundalar.İslam dünyasının Atina Demokrasisine değil,Medine Demokrasisine ihtiyacı var.

18 Eylül 2015, 18:59

Maltepe Üniversitesi İ.İ.B.F

Maltepe Üniversitesi İ.İ.B.F. aklı hem başında hem de gönlünde olan gençler yetiştirir.Onlar Sinan gibi inşa ederler,Yunus gibi yaşarlar.Sayıları onbinleri aşan Maltepeli gençler yakın gelecekte Türkiye'nin bayrağını dünyanın dört bir köşesine taşıyacaklardır.

18 Eylül 2015, 19:41

Bursa Türkiye'nin Detroit'idir.Sanayinin omurgasını

Bursa Türkiye'nin Detroit'idir.Sanayinin omurgasını peşinden onlarca yan sanayi işletmesini sürükleyen otomotiv sektörü oluşturur.Bursa'nın dünya malı üreten otomotiv işletmeleri Türkiye'nin bayrağını dünyanın dört bir köşesine taşıyorlar.Dünyada ordulardan önce markalar savaşıyor.Kalite pasaport taşımaz.

19 Eylül 2015, 02:17

Nasıl balık gölüne göre büyürse,işletmeler de değerlerine göre büyür

Nasıl balık gölüne göre büyürse,işletmeler de değerlerine göre büyür. Bilgi toplumu değer toplumuna kurum ve kuruluşlar dönüştürecektir. Değeri değersizlik olan kurum ve kuruluşlar uzun ömürlü olamazlar.

19 Eylül 2015, 09:20

İki Dünyanın Hesaplaşması Ersin Nazif Gürdoğan İz Yayıncılık 160 sayfa

İki Dünyanın Hesaplaşması Ersin Nazif Gürdoğan İz Yayıncılık 160 sayfa AYŞE EFE "Sınırların önemini yitirdiği düzleşen dünyada medeniyetler değil edebiyatlar savaşıyor" diyen, Maltepe Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nazif Gürdoğan ile son kitabı üstüne konuştuk. Mavera Dergisini'nin "Yedi Güzel Adam" ından biri olan Gürdoğan, edebiyatı medeniyetle, medeniyeti edebiyatla bütünleştiren yazarlarımızın önde gelenlerindendir. Mavera, nerede bir yazarının adı geçerse, yedi yazarı birden akla gelen dergidir. Edebiyatın öncüleri Anadolu insanının düşünce ve eylem dünyasında yeni bir çığır açtılar, geleceğe geçmişten bakarak, bugünü değerlendirdiler. Onlar edebiyatı medeniyet için bildiler. Necip Fazıl'sız, Sezai Karakoç'suz ve Nuri Pakdil'siz bir Türk edebiyat ve medeniyet tarihi düşünülemez. İki Dünya'nın Hesaplaşması'nda Necip Fazıl'dan Sezai Karakoç'a, Nuri Pakdil'den Erdem Beyazıt'a kadar Türk Edebiyatı'nın önde gelen isimleriyle ilgili yazılarınız var. Niçin edebiyat önemli, edebiyat ile medeniyet arasında nasıl bir bağ var? Edebiyatsız medeniyet, medeniyetsiz edebiyat olmaz. Edebiyatlar medeniyetlerin ruhlarıdır. Nasıl ruhsuz beden olmazsa, edebiyatsız medeniyet olmaz. Anadolu insanın edebiyatının kilometre taşları aynı zamanda medeniyetinin kilometre taşlarıdır. Biz Erdem Beyazıt ile birlikte "Edebiyatın ve Medeniyetin Kilometre taşları" diye bir televizyon programı düşünmüştük. Edebiyat ve medeniyetin kutup yıldızlarını tek tek ele alıp tartışacaktık. Ancak Erdem Beyazıt'ın ömrü o programı yapmaya izin vermedi. Anadolu insanının düşünce ve eylem dünyasında hem edebiyat hem medeniyet iman için bilinir. Yunus'suz, Mevlanasız, Mehmet Akif'siz, Yahya Kemal'siz, Nuri Pakdil'siz, Rasim Özdöneren'siz, Cahit Zarifoğlu'suz, Akif İnan'sız bir Türk ve İslam dünyası düşünülemez. Onlar edebiyata olduğu kadar medeniyete de yeni boyutlar kazandırmışlardır. Kitapta söz konusu edebiyatçılardan yola çıkılarak, iki medeniyetin, iki dünyanın hesaplaşması, değişik boyutlarıyla ele alındı. Çünkü Türkiye'de hiç kimse "biz batılı olduk" diye bu hesaplaşmadan kaçamaz. İslam medeniyeti önünde ya da sonunda Batı medeniyetiyle hesaplaşacaktır ve ilk hesaplaşma edebiyatlar arasında olacaktır. Globalleşmeye karşı glokalleşmeyi öneriyorsunuz. İki kavramı biraz açmak gerekirse neler söylemek istersiniz? Globalleşme en genel anlamıyla dünyanın düzleşmesi, sınırların ortadan kalkması olarak tanımlanabilir. Dünya'nın çatısı ortadan kalkınca, seküler batı medeniyetinin tüketime dönük değerleri bütün dünyayı işgal etti. İngilizce dünyanın dili haline geldi. Dünyanın içeceği kola, yiyeceği hamburger, giyeceği kot oldu. Batı medeniyetinin tüketim kalıpları, seküler medeniyetin kutsal kentler Atina ve Roma'dan Paris, Londra, Berlin ve Washington aracılığıyla bütün dünyaya ihraç edildi. Dünya'nın en büyük küreselleştirici gücü Amerika, dünyayı yalnızca ordularıyla değil, Hollywood filmleri ve eğlence parklarıyla da işgal etti. Batı dünyasının globalleşme stratejilerine karşı Doğu dünyası glokalleşme stratejileri geliştirmektedir. Bir dünya, bir küre var ancak birden fazla küreselleşme, birden fazla globalleşme var. Eskiden dünya denilince akla yalnızca Batı dünyası geliyordu. Şimdi dünya denilince akla İslam dünyası geliyor, Çin geliyor, Hindistan geliyor. Yirminci yüzyılda dünyanın batılaşması tartışıldı. Yirmibirinci yüzyılda dünyanın doğulaşması tartışılacak. Tek odaklı dünya, çok odaklı dünyaya dönüştü. Dünya'nın odak noktasında Batı medeniyetinin yanında İslam, Çin ve Hint medeniyetleri vardır. Glokalleşme, bir medeniyeti kendi kalarak, diğer medeniyetleri aşma stratejisidir. Glokalleşmeyi en güzel biçimde Mevlana'nın pergel metaforu anlatır. Mevlana Anadolu insanını bir pergele benzetir. Pergel sabit ayağı kendi medeniyetinde, değişken ayağı da diğer medeniyetleri dolaşır. Glokalleşme, Türkiye'nin kendi medeniyetine, kendi edebiyatına yaslanarak, diğer medeniyetlerle, diğer edebiyatlarla yarışması, diğer medeniyetleri, diğer edebiyatları aşmaya çalışmasıdır. Bunun için, Türkiye'nin edebiyat ve medeniyet değerlerine dayanarak korku ve düşman üretmeyi bir kenara bırakıp, ümit ve güven üretmesini öğrenmesi gerekir. Anadolu insanının edebiyatı karamsarlık edebiyatı, medeniyeti ümitsizlik medeniyeti değildir, o her gün yeniden doğar. Düzleşen dünyanın fatihleri edebiyatçılar mı ? Medeniyetlerin savaşında edebiyatçılara düşen görevler nelerdir ? Medeniyetlerin savaşında, devletlerin en güçlü, en etkili silahları edebiyatlardır. Edebiyatın ustaları, bütün dünyayı pasaportsuz dolaşırlar. İster Doğu'nun ister Batı'nın edebiyat ustaları olsun, dünyanın hiçbir ülkesinde onlara vize sorulmaz. Yunus'a Shakspeare'e , Goethe'ye dünyanın hiçbir ülkesinde kimlik sorulmaz, onlar bütün kapılardan geçerler, onların kimlikleri eserleridir. Medeniyetlerin savaşı, devletlerin savaşı gibi cephelerde yapılan bir savaş değildir. Medeniyetlerin savaşı edebiyat eserleriyle yapılan bir savaştır. Edebiyat mükemmelliği aramaktır. Mükemmelliği arayanlar, mükemmellik yolunda ilerleyenler, mükemmelliğin kaynağı olurlar. Bütün dünyada " herkes mükemmeldir, sen mükemmelsen. Mükemmellik bulunmaz sen mükemmel değilsen." diyenlerin güneşi doğmaktadır. Dünya barışına giden yolu mükemmellik savaşçıları olan edebiyatçılar açacaktır. Çünkü mükemmel olan güzeldir, güzel olan mükemmeldir. Viyana'ya mesnevi okuyarak giden Anadolu insanı, Washington'a Yunus okuyarak gidecektir. İki Dünya'nın Hesaplaşması'nda Türkiye'de o edebiyatçıların öncülerinin düşünce ve eylem dünyaları ele alınmış ve düzleşen dünyada izlenmesi gereken stratejiler tartışılmıştır. Edebiyatsız medeniye güçsüz, medeniyetsiz edebiyat etkisiz olur. Düzleşen dünya yeni söz söyleyenlerin dünyasıdır.

19 Eylül 2015, 23:15

Mevlana'nın ünlü pergel benzetmesinde kızılelme

Mevlana'nın ünlü pergel benzetmesinde kızılelme ne Avrupa'dır ne de Amerika'dır,kızılelma bütün dünyadır.Bütün ülkelerde olunmadan Türkiye'de olunmaz.Kızılelma ezan okunmayan yerde ezan okumaktır.Ezanın dili kurtuluşa çağrının dilidir.

19 Eylül 2015, 23:25

Dünyadaki savaşları önlemek için bütün ülkelerin

Dünyadaki savaşları önlemek için bütün ülkelerin evrensel hukuk,evrensel etik,evrensel ekonomik ilkeler ortak paydasında mutabakat sağlamaları gerekir.Dünyanın bilgili yöneticilere değil,bilge liderlere ihtiyacı var.Yöneticilerin bilge olmadığı bir dünyada savaşların önüne hiç bir güç geçemez.

21 Eylül 2015, 20:03

Türkiye'nin eğitim düzeyini yükseltmeden üretim düzeyini

Türkiye'nin eğitim düzeyini yükseltmeden üretim düzeyini yükseltmek mümkün değildir.Bunun için üniversite sanayi arasındaki duvarların yıkılması gerekir.İş dünyasıyla üniversite elele vermezlerse Türkiye dünya pazarlrında aranılan ürün hizmet ve bilgi üretmede başarılı olamaz.

21 Eylül 2015, 20:58

HIRİSTİYAN MAHALLESİNDE ŞARAP YASAKLANMAZ BUDİST MAHALLESİNDE İNEK ETİ YENİLMEZ MÜSLÜMAN MAHALLESİNDE DOMUZ SATILMAZ

"YEREL DÜŞÜNMEK KÜRESEL DAVRANMAK"BUDUR. Globalleşen Batı kültürünün karşısına glokalleşen Doğu kültürürüyle çıkılmalıdır.Mevlana'nın pergel metaforu glokalleşmenin özü ve özetidir.İslam dünyası Batı dünyasını suçlamayı bir kenara bırakıp onu aşacak stratejiler geliştirmeye bakmalıdır.İşte bir glokalleşme stratejisi: GLOBALLEŞMEYE KARŞI GLOKALLEŞME =================================

23 Eylül 2015, 20:39

TV5'te "KURBAN BAYRAMI ÖZEL"Programında,kurban sofrasına

TV5'te "KURBAN BAYRAMI ÖZEL"Programında,kurban sofrasına yalnız oturulmaz" ilkesinden yola çıkarak,baram günlerinin selamlaşma kucaklaşma paylaşma yardımlaşma dayanışma günleri olduklarını vurguladık.İslam dünyası için gözyaşı akıtılmayan kan dökülmeyen göç çilesi çekilmeyen bayramlar dilek ve temennisinde bulunduk.

23 Eylül 2015, 21:25

Dünya İslam Dünyasını yöneten "akılsız" ve "gönülsüz"

Dünya İslam Dünyasını yöneten "akılsız" ve "gönülsüz" yöneticiler yüzünden kandan elbiselr giyilen koçların değil gençlerinin kurban edildiği gönüllerin hüzünlerle dolu olduğu yeni bir kurban bayramı yaşıyor.Acısız bayramlar dileğiyle. Yahya Kemal'in İstanbul'daki "Bayram Sabahı" Moskava'da Berlin'de Paris'te Brüksel'de Pekin'de Wahshington'da Şam'da Bağdat'ta Kahire!de Bayram Sabah'larına dönüşşün Teşekkürler Prof.Dr.Ali Osman Öncel.

24 Eylül 2015, 08:55

Akın var Moskova'ya akın.Moskova ele geçirelecek.Moskova'nın

Akın var Moskova'ya akın.Moskova ele geçirelecek.Moskova'nın ele geçirilmesi yakın.Moskova beş yüzyıl önce Kazan'a gelmişti. Şimdi Kazan Moskova'da.Moskova'nın fatihleri Kazanlı girişimciler olacaktır.Girişmciler kare dünyanın yeni misyonerleridir.Girişimciler pasaport taşımazlar.Girişimcilerin kimlikleri ürettikleri ürünlerde hizmetlerde bilgilerde gizlidir.Dünyanın hiç bir ülkesinde onlardan vize istenmez.Bütün dünyanın kapıları onlara sonuna kadar açıktır.

24 Eylül 2015, 11:08

Kurban kanından daha çok insan kanının akıtıldığı cinayetler

Kurban kanından daha çok insan kanının akıtıldığı cinayetler çağında yaşanılıyor.Bağdat'ta Şam'da solan kurban çiçeği Berlin'de Paris'te Londra'da Brüksel'de açacak.Asya'dan batan güneş Avrupa'dan doğacak.

24 Eylül 2015, 11:55

YAHYA KEMAL MOSKOVA'DAN SESLENİYOR

==================================== "DİLİ BİR,GÖNLÜ BİR,İMANI BİR İNSAN YIĞINI GÖRÜYOR VARLIĞININ BİR YERE TOPLANDIĞINI; BÜYÜK ALLAH'I ANARKEN BİR AĞIZDAN HERKES NİCE BİN DALGALI TEKBİR OLUYOR TEK BİR SES"

24 Eylül 2015, 12:16

Şeytanlar o kadar çoğaldılar ki Meke'de atılan taşlar yetmiyor

Şeytanlar o kadar çoğaldılar ki Meke'de atılan taşlar yetmiyor. Dünyanın her yanında kesilen kurbanlar şeytanlara atılmış hayat kurtaran gizemli taşlardır.Kurban şeytansız dünyanın meleğidir.Kalpsiz dünyanın kalbi kurbandır.Ruhsuz hayatın ruhudur.

25 Eylül 2015, 06:49

BAYRAM GÜNLERİNDE BİLGELİĞİN KAPILARI SONUNA KADAR AÇILIR. İYİLİKLERİN PEŞİNDEN ASLANLAR GİBİ KOŞULUR KÖTÜLÜKLERDEN CEYLANLAR GİBİ KAÇILIR.ASLA YALNIZ YENİLMEYEN KURBAN

SOFRALARI KURULUR.PAYLAŞMA DORUK NOKTASINA ULAŞIR.

25 Eylül 2015, 08:00

Edebiyat "Biz kimiz? Nereden geldik?

Edebiyat "Biz kimiz? Nereden geldik? Nereye gigiyoruz?"sorularına cevap arar.Medeniyetten yoksun bir edebiyat geçmişsiz ve geleceksiz olur.Bugüne dünden gelinir yarına bügünden gidilir.Edebiyat bugündür.

25 Eylül 2015, 08:12

Hayatın şiirini yakalayanlar aczin şiirini yazanlardır

Hayatın şiirini yakalayanlar aczin şiirini yazanlardır. Hayat yalınlık ister.Yalınlığın olmadığı yerde derinlik olmaz.Şairlerin dış dünyaları değil iç dünyaları zengin olur.Sıradan olanlar sıradışı şiir yazamazlar.

28 Eylül 2015, 19:46

EKONOMİ ve KÜLTÜR

Ekonomi tarihi kitaplarında sürekli vurgulandığı gibi, ekonomi sanatların en eskisi bilimlerin en yenisidir. Bu yüzden, sanayi devrimiyle büyük bir hız ve yoğunluk kazanan üretimi artırma tartışmaları, sağ ve sol ekonomi paradigmalarını geçersiz kılan, bilgi devrimiyle de sona ermeyecektir. Hayatın değişik boyutları arasında uyum ve dengenin sağlanmasında, kültürün değerleri ekonominin kurallarından çok daha önemlidir. Kültürün değerleri gibi, ekonominin kuralları da, yüzyılların içinde herkesin anlayacağı kavramlarla, tartışıla tartışıla oluşturulmuştur. Kültürün değerleriyle birlikte ekonominin kurallarının merkezinde, dürüstlüğü arayan ve dürüstlüğün kaynağı olan, dürüst insan vardır. Dürüstlük kültürün olduğu kadar ekonominin de, en büyük, en etkili sermayesidir. Hem kültürde, hem de ekonomide dürüstlüğe yapılan her yatırım, dünya barışına yapılan bir yatırımdır. İnsanlığın kültürel ve ekonomik tarihine yüz yılların içinden bakıldığında, kültür ile ekonomi arasındaki iletişim ve etkileşim, en güzel biçimde, buzdağı metaforuyla açıklanabilir. Buzdağının su üstünde kalan görünen yanı ekonomiyi, su altında kalan görünmeyen yanı da, kültürü simgeler. Her ülkede görünen ekonominin temellerini görünmeyen kültürün değerleri oluşturur. Güçlü ekonomik yapılar, sağlam kültürel temeller üzerine inşa edilirler. Kültürü derin olan toplumların, ekonomileri zengin olur.