Prof. Dr. Nazif Gürdoğan Yazar, Akademisyen

Mayıs 2016

41 yazı

1 Mayıs 2016, 08:51

"Ne dem baki ne gam baki"Kıyamet kopuyor olsa bile

"Ne dem baki ne gam baki"Kıyamet kopuyor olsa bile kamerayı elden bırakmak yok.İnsan senin gibi vaktin çırağı olmazsa fotoğrafın ustası olamaz.Objektifin görüş alanı büyük olsun,fotoğraflarına bereket,gözüne güç.

1 Mayıs 2016, 17:58

Şiddeti bir dine dönüştürenler şiddetin kurbanı olurlar

Şiddeti bir dine dönüştürenler şiddetin kurbanı olurlar. Yeni bir "BİR MAYIS"ta dünya şiddetsiz bir dünya istiyor. Artık Komüniz'den önce Kapitalizm gelmeyecek.Hem Kominizm hem de Kapitalizm öldü.Kare dünyada sağcılarla solcuların savaşı değil,bilenlerle bilmeyenlerin yarışı var.

1 Mayıs 2016, 18:04

İSTANBUL DÜŞÜNCE FATİH EYLEMDİR.DÜŞÜNCENİN DERVİŞİ OLMAYAN EYLEMİN MÜRŞİDİ OLAMAZ.TARİH İÇİNDE FATİH'İN KİTAPLARI KILINCINDAN ÇOK GÜÇLÜ

ÇOK DAHA ÖNEMLİ ÇOK DAHA ETKİLİ OLMUŞTUR. FATİH'İ EN GÜZEL AT ÜSTÜNDEKİ RESMİ DEĞİL, GÜL KOKLAYAN BİLGELİK DOLU RESMİ ANLATIR.

1 Mayıs 2016, 21:52

YENİ TÜRKİYE'DE GELEN GÜN GEÇEN GÜNDEN DAHA GÜZEL,DAHA İYİ,DAHA VERİMLİ OLMALIDIR. TARİH SÜREKLİ DEĞİŞİR DEĞİŞMEDEN DEĞİŞMEK

İÇİN HER KUŞAK TARİHİ YENİDEN YAZMALIDIR, YENİDEN YORUMLAMALIDIR.TARİH AKLIN CİLASIDIR.

3 Mayıs 2016, 09:26

Yirmibirinci yüzyılda sağcılar solcular,yoksullar zenginler değil

Yirmibirinci yüzyılda sağcılar solcular,yoksullar zenginler değil, demokratlarla dayatmacılar savaşıyor.Oyu ve parası çağdaş insanın iki büyük silahıdır.Oyunun değerini bilmeyen insan parasının değerini koruyamaz.Demokrasinin güneş yüzlü seçmeni,edebiyatın bereketli topraklarından beslenir.

5 Mayıs 2016, 18:54

Edebiyat düşünce ve eyleme yeni boyutlar kazandırır

Edebiyat düşünce ve eyleme yeni boyutlar kazandırır. Edebiyatçının geçtiği yollara gül dökülür.Edebiyat bilgi ve bilgelik peşinde koşmaktır.Bilgi arayan bilgeliğin kaynağı olur.Bilgi bilgeliğe edebiyatla dönüşür.

5 Mayıs 2016, 21:56

FİZİK DÜNYADA CAHİL OLAN METAFİZİK DÜNYADA DA CAHİL OLUR.KİM FİZİK DÜNYADAN İHTİYACINDAN DAHA FAZLASINI ALIRSA FARKINDA OLMADAN ÖLÜM SEBEBİNİ DE ALIR.FİZİK DÜNYANIN KAYNAKLARI SINIRLIDIR.SINIRLI DÜNYADA SINIRSIZ TÜKETİM OLMAZ.GÖSTERİŞ TÜKETİMİ YALNIZCA FİZİK DÜNYAYI DEĞİL METAFİZİK DÜNYAYI DA DİNAMİTLER.ÜRETİM SONSUZ TÜKETİM SINIRSIZ DEĞİLDİR

Bu yazı daha önce 06.05.2015 tarihinde de yayımlanmıştı.

6 Mayıs 2016, 21:05

Harvard İktisatçısı,Gorbaçov'ın danışmanlığını yapan

Harvard İktisatçısı,Gorbaçov'ın danışmanlığını yapan Prof.Dr.JEFFREY SACHS Colombia Üniversitesi'nin "Yoksulluk Araştırmaları Merkezi"nin Başkanıdır."The End of Poverty"isimli kitabı Türkçe'ye çevrilmeyi bekliyor. Anadolu İnsanı'nın kültüründe yoksullar gibi yaşamak bir erdem.Ancak yoksulluk bir erdem değildir. Yoksullukla savaşmak dünyada herkesin görevidir.

6 Mayıs 2016, 21:21

Mavera'nın "Yedi Güzel Adam" gibi Anadolu edebiyatının

Mavera'nın "Yedi Güzel Adam" gibi Anadolu edebiyatının da "Yedi Güzel Adam"ı vardır.Onlar:Mehmet Akif,Yahya Kemal,Necip Fazıl,Peyami Safa,Nurettin Topçu,Sezai Karakoç,Nuri Pakdil'dir.Onlar olmasaydı Anadolu insanının düşünce ve eylem dünyası böylesine zengin olmazdı.

7 Mayıs 2016, 12:53

Haydi çocuklar kapalı site kültürüne karşı açık mahalle

Haydi çocuklar kapalı site kültürüne karşı açık mahalle kültürünü zenginleştirin."Karaköy İdman Yurdu" bunun için var.ZEHRA,LİNA,ALİ,MALİK sokaklar sizi özledi.Çıkın sokağa,"arı kovanının dışına çıkmazsa bal yapamaz."

10 Mayıs 2016, 09:44

Bütün canlılar sudan yaratılmıştır.Su sevdalısı Ali Polat'ın

Bütün canlılar sudan yaratılmıştır.Su sevdalısı Ali Polat'ın "Bir Damla Su" kitabında ayrıntılı olarak anlattığı gibi,su hayatın özü ve özetidir.Su sertliğin değil esnekliğin, zorlaştırmanın değil,kolaylaştırmanın simgesidir.Su hayattır.

10 Mayıs 2016, 10:19

YENİ DÜNYA SORUN ÜRETENLERİN DÜNYASI DEĞİL, ÇÖZÜM ÜRETENLERİN DÜNYASIDIR.İLETİŞİM USTASI ŞABAN KIZILDAĞ'IN VURGULADIĞI GİBİ:KORKMAYIN

ÇÖZÜM ÜRETMEK İÇİN HİÇ BİR "ENGEL YOK"TUR. KİMSE MAZERET ARAMASIN: "MAZERET YOK", "MAZERET YOK","MAZERET YOK","MAZERET YOK." MİLLİ MARŞI "KORKMA" DİYE BAŞLAYAN BİR ÜLKENİN İNSANLARI "KORKU" ÜRETEN DEĞİL "ÜMİT"ÜRETEN OLMALIDIR.MEVLANA'NIN DİYARINDA "ÜMİTSİZLİK"OLMAZ.

10 Mayıs 2016, 19:49

BÜTÜN İNSANLIĞIN DÜNYADA BİRİCİK MESELESİ:GERÇEĞİ YAKALAMAKTIR

=============================== "Nizam köpürüyor,med vakti deniz; Nizam köpürüyor,ta çenemde su. Suda bir gizli yol,pırıltılı iz, Suda ezel fikri,ebed duygusu." SULAR NASIL DENİZİ ARARLARSA İNSANLAR DA GERÇEĞİ ÖYLE ARAMALIDIR. ŞİİR DEĞİŞMEYEN GERÇEĞİ ARAMAKTIR. GERÇEK GÜZELDİR GÜZEL GERÇEKTİR. NECİP FAZIL ÖLÜMSÜZ GERÇEĞİ BULARAK ÖLÜMSÜZLEŞMİŞTİR.

10 Mayıs 2016, 21:51

GİRİŞİMCİNİN GÖZÜ UZAKLARI GÖRÜR ELİ TUTTUĞUNU KOPARIR. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ YEREL DÜŞÜNEN ,KÜRESEL DAVRANAN, İŞLERİ DOĞRU YAPAN YÖNETİCİLER DEĞİL, DOĞRU İŞLERİ YAPAN

GİRİŞİMCİLER YETİŞTİRİR.ONLARIN BİR AYAKLARI ASYA'DA, BİR AYAKLARI AVRUPA'DA, GÖZLERİ DE AMERİKA'DADIR.

11 Mayıs 2016, 10:59

KAYBEDECEK PARASI OLMAYAN İNSANLAR:"OCCUPY WALL STREEET"

================================ "WALL STREET"E KARŞI" MAIN STREET" FAİZ TARİH BOYUNCA KRİZ KAYNAĞI OLMUŞTUR. FAİZSİZ EKONOMİ KRİZSİZ EKONOMİDİR. ===================================== Anadolu'da insanın,paranın,toprağın,suyun boş durması iyi karşılanmaz.İnsan başta olmak üzere onlar reel ekonomiyi oluşturan üretimin ana dinamikleridir.Anca para ticaretiyle reel ekonomiyle finansal ekonominin bağları koparılırsa,patlamaya hazır büyük balonlar oluşur.Balonlar patladığında ekonomik krizler domino etkisiyle bütün sektörlere yayılır. Bunun için bütün dinlerde faize dayanan para ticareti yasaklanmıştır.Faiz,dinin,felsefenin, ekonominin,etiğin ana tartışma konularından biridir.

11 Mayıs 2016, 19:24

Demokrasi açıklık içinde sürekli yeniden yapılanan

Demokrasi açıklık içinde sürekli yeniden yapılanan yönetim yöntemidir.Demokrasilerde siyasi partiler olduğu gibi görünmek göründüğü gibi olmak zorundadır. Darbelerle demokratik yönetimler açıklıklarını yitirir. Demokrasi Kleptokrasiye dönüşür,haksızlıklar artar.

11 Mayıs 2016, 19:31

Tüketmek için herşey mübahtır diyenler,rasyonel

Tüketmek için herşey mübahtır diyenler,rasyonel üretimi irrasyonel tüketime dönüştürürler.Amerika irrasyonel gösteriş tüketiminin doruk noktasına çıktığı ülkedir.Tüketim kültürü Hollywood'dan Disneyland'den bütün dünyaya ihraç edilmektedir.

11 Mayıs 2016, 19:41

Sanat iki günü birbirinden daha güzel kılmanın yollarına yeni açılımlar

Sanat iki günü birbirinden daha güzel kılmanın yollarına yeni açılımlar, yeni boyutlar,yeni yaklaşımlar kazandırır.Sezai Karakoç'un vurguladığı gibi:Sanat düşünce ile eylem arasında köprüdür.Düşüncenin eyleme eylemin düşünceye dönüşmesi sanatla hız ve yoğunluk kazanır.

12 Mayıs 2016, 21:53

Maltepe Üniversitesi "Yerl Düşünen Küresel Davranan" Mevlana'nın

Maltepe Üniversitesi "Yerl Düşünen Küresel Davranan" Mevlana'nın "Pergel Stratejisi"ni izleyen "Küyerel gençler yetiştirir.O gençler Sinan gibi inşa ederler,Yunus gibi yaşarlar.Onlar hiç ölmeyecek gibi üretirler hemen ölecekmiş gibi de tüketirler.Onların bir ayakları Asya'da,bir ayakları Avrupa'da gözleri de Amerika'dadır.

12 Mayıs 2016, 22:14

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'nde,gözlerinin içi gülen

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'nde,gözlerinin içi gülen, "Biz her gün yeniden doğarız." "Eski satanların zamanı geçti." "Biz yeniler satıyoruz"diyen,edebiyat sevdalısı gençlerle,"ŞEHİR VE KÜLTÜR" Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Kamil Berse ile birlikte bir " Beyin Fırtınası" Toplantısı gerçekleştirdik. Dİnleyenler en az konuşanlar kadar konuştu.Biz en çok soru soran,en çok konuşan öğrencileri en çok sevdik.Konuşur gibi soru soruldu,soru sorulur gibi konuşuldu.

13 Mayıs 2016, 10:02

ÜNİVERSİTELER KAPILARINI LİSELERE LİSELER KAPILARINI ÜNİVERSİTELERE AÇARAK "ÖĞRENMESİNİ ÖĞRENME"YE YENİ BOYUTLAR KAZANDRIRLAR

ÖĞRENMESİNİ ÖĞRENMEDEN HİÇ BİR MESLEKTE BAŞARILI OLMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR.ÜLKELERİN ÜRÜN,HİZMET,BİLGİ ÜRETME GÜCÜNÜ ÖĞRENMESİNİ ÖĞRENENLER BÜYÜTÜR. DÜNYADA EĞİTİM DÜZEYİ YÜKSEK ÜRETİM DÜZEYİ DÜŞÜK ÜLKE YOKTUR.TÜRKİYE MESLEKSİZLİĞİN VE YOKSULLUĞUN ÜSTESİNDEN EĞİTİM DÜZEYİNİ YÜKSELTEREK GELİR.

14 Mayıs 2016, 13:08

GİRİŞİMCİLERE ŞAİRLERE SANATCILARA VİZE SORULMAZ

Almatı, Aladağlar'ın eteğinde dağ ile ovanın altın oranda buluştuğu bir Orta Asya şehri. On yıl önce gördüğüm Almatı'yla bugünkü Almatı arasında büyük fark var. Eskiden bırakın çarşıları, devlet mağazaları dışında dükkan bile yoktu, şimdi her taraf irili ufaklı binlerce iş yeriyle dolup taşıyor. Kazakistan nüfusu doğal kaynakları ve yetişmiş insan gücüyle Türk Cumhuriyetleri arasında vazgeçilmez bir yer tutuyor. Almatı ile Ankara gerçekten kardeş iki şehir, ikisi de ülkelerinin kültür ve sanatını yansıtmıyor. Son yıllarda nasıl Kocatepe Camii Ankara'nın silüetini değiştirmişse, on yılda Almatı'ya yapılan kubbeli camiler de şehrin görünüşünü büyük ölçüde değiştirmiş. Artık Almatı da Bursa ve Buhara gibi bir şehir olma yolunda. Anadolu'nun ana kaynağı Orta Asya olduğu için, Türkiye Büyük Türkistan'ı oluşturan Türk Cumhuriyetlerine özellikle Özal döneminde ayrı bir önem verdi. Özal'ın önemli projelerinden biri de "Türk Dünyasının Barış Gönüllüleri"ni oluşturmaktı. Onun yarım kalan projesini, Anadolu'nun bütün dünyayı büyük bir çarşı olarak gören,yerel düşünen,ancak küresel davranmasını bilen girişimcileri gerçekleştirdi. Utah Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr. Hakan Yavuz üç ay kadar Özbekistan'da kaldı. Türkiye'ye döndüğünde çok çarpıcı bir değerlendirme yapmıştı. Yavuz Özbekistan'da Türkiye'ye ilişkin üç farklı dünyanın simgesiyle karşılaşmış. Bunlar :Yazarlar,girişimciler ve sanatçılar.Dünyada kimse onlara kimlik ve vize sormuyor. Özbekistan ya da İpek Yolu üzerine tespih taneleri gibi dizilmiş Türk Cumhuriyetleri'nden hangisine giderseniz gidin,Türk şirketlerinin ürünleri , Anadolu'nun sesi ve yüzü olan yazarların ve sanatcıların eserleriyle karşılaşırsınız.Ülkelerar asındaki uzaklık ve yakınlık farkının ortadan kalktığı yeni dünyanın fatihleri sanatcılar,yazarlar ve girişmcilerdir.Yazarlar eserleri,sanatcılar sesleri,girişimciler ürünleriyle, insanların gönüllerini fethederler. Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla, tarih boyunca Türkler'in Doğu'dan Batı'ya olan göçü, yeni bir yön ve yapı kazanmış. Avrupa'da kendine sağlam bir yer tutan Anadolu insanı, uluslararası standartlarda ürettiği ürün, bilgi ve hizmetlerle kopup geldiği topraklara dönüyor. Avrupa ve Asya'yı bir hilal gibi kuşatan Türk toplumları yirmibirinci yüzyılda Amerika'da buluşacak. Dünyayı bir hilal gibi kuşatan Türk hilalinin yıldızı Anadolu olacak. Bugünü anlamak için geçmişi bütün ayrıntılarıyla iyi bilmek gerekir. Türk toplumu bugüne dünden geldi, yarına da bugünden gidecek. Dün bugün ve yarını bir bütün olarak ele almadan Türk ve İslam dünyasının Batı kültürüyle hesaplaşması mümkün değildir. Habil ve Kabil'le başlayan ve Kıyamet'e kadar devam edecek bu tarihi kültürel hesaplaşmadan hiçbir ülke kaçamaz. Ülkelerde daha çok kültürlerin yarıştığı bir dünyada ,Türkiye ürettiği ürün, hizmet ve bilgilerle, Türk Cumhuriyetleri'nde kendisine sağlam bir yer tutarsa, Avrupa Birliği'nin saygın ve güçlü bir üyesi de olur. Asya'da kendisine sağlam bir yer açan Türkiye'ye bütün dünyanın kapıları sonuna kadar açılır.

14 Mayıs 2016, 21:41

ESKİHİSAR SAHİLDE KİTAP DOSTLARIYLA "BÜTÜN KİTAPLAR BİR'İ ANLAMAK VE ANLATMAK İÇİN YAZILIR VE OKUNUR"ODAKLI YEMEKLİ TOPLANTI.DOĞRU KEFEDEKİ BİR KİTAP YANLIŞ KEFEDEKİ BİN

KİTAPTAN ÇOK DAHA ETKİLİDİR,ÇOK DAHA UZUN ÖMÜRLÜDÜR.

14 Mayıs 2016, 22:04

"KUDÜS'TE OLMAK İÇİN DÜNYANIN HER KENTİNDE OLMAK GEREKİR" DİYEN NURİ PAKDİL'İN BİR AYAĞI KUDÜS'TEYKEN, BİR AYAĞI DÜNYANIN BÜTÜN KENTLERİNDEDİR.O GELMEKTE OLAN GÜL ÇAĞININ HABERCİSİDİR.ONUN DÜNYASINDA EYLEM ALINIR EYLEM SATILIR.O KARANLIĞA EYLEMİYLE DİRENİR,EYLEMLE VARDIR

Bu yazı daha önce 06.05.2015 tarihinde de yayımlanmıştı.

15 Mayıs 2016, 20:56

KIRIM DENİLİNCE AKLA İSMAİL GASPIRALI VE CENGİZ DAĞCI GELİRDİ.BUNDAN BÖYLE KIRIM DİASPORASININ HÜZÜNLÜ SESİ CEMİLE DE GELECEK.CEMİLE'NİN ŞARKISIYLA DÜNYA "KIRIMLILARIN KIRIMI"SÜRGÜN YILLARINI HATIRLADI. CEMİLE KIRIMLILARIN SESİNİ BÜTÜN DÜNYAYA DUYURDU.KIRIM KAZAN KONYA KARDEŞTİR.GEÇMİŞTE KIRIM KAZAN HEDER OLDU.GELECEKTE OLMAYACAK

Bu yazı daha önce 06.05.2015 tarihinde de yayımlanmıştı.

19 Mayıs 2016, 16:59

Kırım Kazan heder oldu.Şam Bağdat beter oldu

Kırım Kazan heder oldu.Şam Bağdat beter oldu. Ukrayna'da Cemile'nin sesi Kırım'ın sesi oldu.Stalin'nin Kırım'da "1944 Sürgünü" Rusya'da "Kelebek Etkisi" doğuracak.Afganistan Sovyetler Birliği'nin sonu olmuştu.Suriye Rusya Federasyonu'nun sonu olacak. Halep'i harap edenler harap olacaklardır.

22 Mayıs 2016, 19:35

EDEBİYATI MEDENİYET ŞİİRİ İMAN İÇİN BİLMEK

======================================= Anadolu insanının düşünce tarihinde, yenilenme ve yabancılaşma akımlarının öncüleri edebiyatçılar olmuştur. Edebiyat ile medeniyet arasında kendine özgü, bir iletişim ve etkileşim vardır. Medeniyet edebiyatı, edebiyat medeniyeti zenginleştirir. Türkiye'nin geleceğini kendi medeniyetlerinde arayan edebiyatçılar, Anadolu insanının, düşünce ve eylem dünyasına yeni boyutlar kazandırmışlardır. Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat ve Mavera dergileri çevresinde toplanan edebiyatçılar, Batı medeniyetinin değerlerine karşı İslam medeniyetinin değerlerini savunmuşlardır. Söz konusu dergilerin öncüleri olan, Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Rasim Özdenören ve onları izleyen sanatçılar, medeniyetsiz edebiyat, edebiyatsız medeniyet olmayacağına inanmışlar ve edebiyatı medeniyet için bilmişlerdir. Edebiyat sevdalısı Mehmet Nezir Eryarsoy, edebiyatı medeniyet için bilenlerden, Rasim Özdenören'in, hayatını, sanatını ve eserlerini, “Gül Yetiştiren Adam” isimli çalışmasında ele alarak, Türkiye'nin, dönüştürücü edebiyatçılarının düşünce ve eylem dünyalarını, büyük ölçüde aydınlatıyor. Rasim Özdenören, hayatını sanatıyla, sanatını hayatıyla bütünleştirmiştir. Denemeleriyle, hikayeleriyle, Anadolu insanına yol gösteren bir kutup yıldızı olmuştur. Türk dünyasının büyük edebiyatçısı Cengiz Aytmatov'un dediği gibi, her yazar “kendi toplumunu” anlatır, kalıcı olanlar, “ulusal olanın ötesine geçerek”, evrensel değerleri yakalayanlardır. Özdenören de, edebiyatçının, kendi toplumunun, kendi çağının “türküsünü söylediğini”, bunu yaparken, çağındaki gelişmelerden sorumlu olduğu gerçeğini, unutmaması gerektiğini vurgular. O kutup yıldızları için, yolun hiçbir zaman kalabalıkların yolu olmadığının bilincindedir. Çığır açan edebiyatcılar, yazmanın olduğu kadar okumanın da ustasıdırlar. Onlar bir sayfa yazmak için, kırk sayfa okumak gerektiğini çok iyi bilirler. Bazan bir cümle kırk cümle yazdırır. Bu yüzden, usta yazarlar, bir kuyumcu titizliğiyle, bir kelime, bir cümle, bir sayfa ve bir kitap ararlar. Özdenören hem “oku”, hem de “yaz” emri var diyenlerdendir. Ben kendi payıma, pek çok kitabı, Pakdil ve Özdenören'in tavsiyeleriyle okudum. Özdenören, her usta yazar gibi, yazdıklarıyla yetinmez. O her zaman, esas yazmak istediklerini yazamadığını düşünür. Bunun için, yazmaya hiç ara vermedi. Ömrünü okumaya ve yazmaya adadı. Bildiklerini ve düşündüklerini, paylaşmak için, sürekli yazmaktadır. Eryarsoy, Özdenören ile birlikte çevresini de anlatarak, onun denemeleri, hikayeleri ve düşünceleriyle, Türk edebiyatında, kendisine geniş ve sağlam bir yer açtığını kanıtlıyor. Edebiyatla silahlanan bir medeniyet, hiçbir savaşta üstünlüğünü yitirmez. Köklü medeniyeti olanın, edebiyatı zengin olur. Edebiyatı zengin olanın, medeniyeti güçlü olur.

22 Mayıs 2016, 22:16

Cengiz Dağcı yazdığı romanlarla Kırım'ın tapusunun

Cengiz Dağcı yazdığı romanlarla Kırım'ın tapusunun Kırım'ın Tatar Türklerinde olduğunu isbat etti.Kırımlıları Kırım'dan sürenler Kırımlılar tarafından Kırım'dan sürülecekler. Dağcı yurdunu kaybeden adam değil kazanan adam oldu. Ülkeler yazarlarıyla bilinir,yazarlarıyla yaşar.

22 Mayıs 2016, 22:30

"İKİ DÜNYANIN HESAPLAŞMASI"KİTABIMIZA İLİŞKİN AYŞE EFE'NİN YAPTIĞI SÖYLEŞİ

=================================== BU GÜNE KADAR DÜNYADA BATILILAŞMA TARTIŞILDI BUGÜNDEN SONRA DOĞULULAŞMA TARTIŞILACAK ============================================= Ersin Nazif Gürdoğan Batı dünyasının globalleşme stratejilerine karşı Doğu dünyasının glokalleşme stratejileri geliştirmekte olduğunu söylüyor: " Eskiden dünya denilince akla yalnızca Batı dünyası geliyordu. Şimdi dünya denilince akla İslam dünyası geliyor, Çin geliyor, Hindistan geliyor" İki Dünyanın Hesaplaşması Ersin Nazif Gürdoğan İz Yayıncılık 160 sayfa AYŞE EFE "Sınırların önemini yitirdiği düzleşen dünyada medeniyetler değil edebiyatlar savaşıyor" diyen, Maltepe Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nazif Gürdoğan ile son kitabı üstüne konuştuk. Mavera Dergisini'nin "Yedi Güzel Adam" ından biri olan Gürdoğan, edebiyatı medeniyetle, medeniyeti edebiyatla bütünleştiren yazarlarımızın önde gelenlerindendir. Mavera, nerede bir yazarının adı geçerse, yedi yazarı birden akla gelen dergidir. Edebiyatın öncüleri Anadolu insanının düşünce ve eylem dünyasında yeni bir çığır açtılar, geleceğe geçmişten bakarak, bugünü değerlendirdiler. Onlar edebiyatı medeniyet için bildiler. Necip Fazıl'sız, Sezai Karakoç'suz ve Nuri Pakdil'siz bir Türk edebiyat ve medeniyet tarihi düşünülemez. ==================================================== İki Dünya'nın Hesaplaşması'nda Necip Fazıl'dan Sezai Karakoç'a, Nuri Pakdil'den Erdem Beyazıt'a kadar Türk Edebiyatı'nın önde gelen isimleriyle ilgili yazılarınız var. Niçin edebiyat önemli, edebiyat ile medeniyet arasında nasıl bir bağ var? ==================================================== Edebiyatsız medeniyet, medeniyetsiz edebiyat olmaz. Edebiyatlar medeniyetlerin ruhlarıdır. Nasıl ruhsuz beden olmazsa, edebiyatsız medeniyet olmaz. Anadolu insanın edebiyatının kilometre taşları aynı zamanda medeniyetinin kilometre taşlarıdır. Biz Erdem Beyazıt ile birlikte "Edebiyatın ve Medeniyetin Kilometre taşları" diye bir televizyon programı düşünmüştük. Edebiyat ve medeniyetin kutup yıldızlarını tek tek ele alıp tartışacaktık. Ancak Erdem Beyazıt'ın ömrü o programı yapmaya izin vermedi. Anadolu insanının düşünce ve eylem dünyasında hem edebiyat hem medeniyet iman için bilinir. Yunus'suz, Mevlanasız, Mehmet Akif'siz, Yahya Kemal'siz, Nuri Pakdil'siz, Rasim Özdöneren'siz, Cahit Zarifoğlu'suz, Akif İnan'sız bir Türk ve İslam dünyası düşünülemez. Onlar edebiyata olduğu kadar medeniyete de yeni boyutlar kazandırmışlardır. Kitapta söz konusu edebiyatçılardan yola çıkılarak, iki medeniyetin, iki dünyanın hesaplaşması, değişik boyutlarıyla ele alındı. Çünkü Türkiye'de hiç kimse "biz batılı olduk" diye bu hesaplaşmadan kaçamaz. İslam medeniyeti önünde ya da sonunda Batı medeniyetiyle hesaplaşacaktır ve ilk hesaplaşma edebiyatlar arasında olacaktır. ==================================================== Globalleşmeye karşı glokalleşmeyi öneriyorsunuz. İki kavramı biraz açmak gerekirse neler söylemek istersiniz? ==================================================== Globalleşme en genel anlamıyla dünyanın düzleşmesi, sınırların ortadan kalkması olarak tanımlanabilir. Dünya'nın çatısı ortadan kalkınca, seküler batı medeniyetinin tüketime dönük değerleri bütün dünyayı işgal etti. İngilizce dünyanın dili haline geldi. Dünyanın içeceği kola, yiyeceği hamburger, giyeceği kot oldu. Batı medeniyetinin tüketim kalıpları, seküler medeniyetin kutsal kentler Atina ve Roma'dan Paris, Londra, Berlin ve Washington aracılığıyla bütün dünyaya ihraç edildi. Dünya'nın en büyük küreselleştirici gücü Amerika, dünyayı yalnızca ordularıyla değil, Hollywood filmleri ve eğlence parklarıyla da işgal etti. Batı dünyasının globalleşme stratejilerine karşı Doğu dünyası glokalleşme stratejileri geliştirmektedir. Bir dünya, bir küre var ancak birden fazla küreselleşme, birden fazla globalleşme var. Eskiden dünya denilince akla yalnızca Batı dünyası geliyordu. Şimdi dünya denilince akla İslam dünyası geliyor, Çin geliyor, Hindistan geliyor. Yirminci yüzyılda dünyanın batılaşması tartışıldı. Yirmibirinci yüzyılda dünyanın doğulaşması tartışılacak. Tek odaklı dünya, çok odaklı dünyaya dönüştü. Dünya'nın odak noktasında Batı medeniyetinin yanında İslam, Çin ve Hint medeniyetleri vardır. Glokalleşme, bir medeniyeti kendi kalarak, diğer medeniyetleri aşma stratejisidir. Glokalleşmeyi en güzel biçimde Mevlana'nın pergel metaforu anlatır. Mevlana Anadolu insanını bir pergele benzetir. Pergel sabit ayağı kendi medeniyetinde, değişken ayağı da diğer medeniyetleri dolaşır. Glokalleşme, Türkiye'nin kendi medeniyetine, kendi edebiyatına yaslanarak, diğer medeniyetlerle, diğer edebiyatlarla yarışması, diğer medeniyetleri, diğer edebiyatları aşmaya çalışmasıdır. Bunun için, Türkiye'nin edebiyat ve medeniyet değerlerine dayanarak korku ve düşman üretmeyi bir kenara bırakıp, ümit ve güven üretmesini öğrenmesi gerekir. Anadolu insanının edebiyatı karamsarlık edebiyatı, medeniyeti ümitsizlik medeniyeti değildir, o her gün yeniden doğar ==================================================== Düzleşen dünyanın fatihleri edebiyatçılar mı ? Medeniyetlerin savaşında edebiyatçılara düşen görevler nelerdir ? ==================================================== Medeniyetlerin savaşında, devletlerin en güçlü, en etkili silahları edebiyatlardır. Edebiyatın ustaları, bütün dünyayı pasaportsuz dolaşırlar. İster Doğu'nun ister Batı'nın edebiyat ustaları olsun, dünyanın hiçbir ülkesinde onlara vize sorulmaz. Yunus'a Shakspeare'e , Goethe'ye dünyanın hiçbir ülkesinde kimlik sorulmaz, onlar bütün kapılardan geçerler, onların kimlikleri eserleridir. Medeniyetlerin savaşı, devletlerin savaşı gibi cephelerde yapılan bir savaş değildir. Medeniyetlerin savaşı edebiyat eserleriyle yapılan bir savaştır. Edebiyat mükemmelliği aramaktır. Mükemmelliği arayanlar, mükemmellik yolunda ilerleyenler, mükemmelliğin kaynağı olurlar. Bütün dünyada " herkes mükemmeldir, sen mükemmelsen. Mükemmellik bulunmaz sen mükemmel değilsen." diyenlerin güneşi doğmaktadır. Dünya barışına giden yolu mükemmellik savaşçıları olan edebiyatçılar açacaktır. Çünkü mükemmel olan güzeldir, güzel olan mükemmeldir. Viyana'ya mesnevi okuyarak giden Anadolu insanı, Washington'a Yunus okuyarak gidecektir. İki Dünyanın Hesaplaşması'nda Türkiye'de o edebiyatçıların öncülerinin düşünce ve eylem dünyaları ele alınmış ve düzleşen dünyada izlenmesi gereken stratejiler tartışılmıştır. Edebiyatsız medeniye güçsüz, medeniyetsiz edebiyat etkisiz olur. Düzleşen dünya yeni söz söyleyenlerin dünyasıdır ==================================================== Hocam teşekkür eder,görüşlerinizi paylaşanların çok olmasını dileriz. ====================================================

22 Mayıs 2016, 23:20

====================================================

==================================================== MAVERA DERGİSİ VE "YEDİ GÜZEL ADAM"ÜSTÜNE ERSİN NAZİF GÜRDOĞAN İLE AYRINTILI BİR SÖYLEŞİ ==================================================== Akademisyen ve yazar Ersin Nazif Gürdoğan, Yedi Güzel Adam içerisinde anılan, 1945 yılında başladığı koşusuna dur durak bilmeden devam eden değerli büyüklerimizden bir tanesi. Yeni Şafak gazetesinde haftalık yazılarına devam eden Gürdoğan’ın “Teknolojinin Ötesi”,“Kültür ve Sanayileşme”,“Görünmeyen Üniversite”,“Kirlenmenin Boyutları”, “Hicaz’dan Endülüs’e”, “Zaman’ı Aşan Şehirler” ve “Günler Akarken”gibi birçok kıymetli kitabı bulunmakta. Ersin Nazif Gürdoğan hocamızla Yedi Güzel Adam ve Fethi Gemuhluoğlu gibi isimler ile ilgili kısa bir söyleşi gerçekleştirdik. ==================================================== Hep şairlerle bir hayat sürdünüz. Şiir size ne ifade ediyor? ==================================================== Necip Fazıl’ın dediği gibi:" Şiir Allah’ı aramaktır." Mutlak gerçeği aramaktır. Necip Fazıl, Mehmet Akif, Yahya Kemal, Sezai Karakoç ve onları izleyen Mavera’nın şairleri Erdem Beyazıt, Cahit Zarifoğlu, Akif İnan ve Alaeddin Özdenören... Onlar hepsi şiiri iman için bilmişlerdir. Şiir, güzellikleri büyütmenin, iyilikleri büyütmenin, doğrulukları büyütmenin ana araçlarından biridir. Mavera dergisinin çıkış bildirisinde vurgulandığı gibi; bizim kültürümüzde edebiyat, şiir, sanat; sanat için, toplum için, birey için değil, sanat, insan için vardır. Allah için vardır. Güzellikleri büyütmek için vardır. Hayatı cennete dönüştürmek için vardır. Dünyayı cennete dönüştüremeyenler, öbür dünyadaki cennete ulaşamazlar. Edebiyatsız medeniyet, medeniyetsiz edebiyat olmaz ==================================================== “Yedi Güzel Adam” için neler dersiniz? ==================================================== Yedi Güzel Adam, Cahit Zarifoğlu’nun şiir kitabının ve kitaptaki ilk şiirinin adıdır.Şiir "Bu insanlar dev midir / Yatak görmemiş gövde midir"dizeleriyle başlar.Zarifoğlu bütün insanlara "Beyaz haberlerim var kardeşlerim" diye seslenir. Edebiyat hayatı yaşanır kılmak için vardır.Hayatı yaşanır kılmak için, hayatın şiirini yakalamak gerekir. Yedi Güzel Adam, hayatın şiirini yakalamaya çalışan yedi güzel edebiyatçı idi.Onlar ömürlerini şiire, hikayeye, denemeye, edebiyata adadılar. Edebiyatsız medeniyet, medeniyetsiz edebiyat olmaz. Edebiyatlar, medeniyetlerin şarkılarıdır. Ahmet Haşim “Şiir kelimelerin türküsüdür” diyordu. Yahya Kemal'e göre d"Bizim romanımız şarkılarımızdır." Edebiyat hayattır, hayat edebiyattır.Hayatta anlamı olanın edebiyatta yeri olur. Edebiyat deyince bütün dünyada herkesin aklına hayatı şiirleştiren kutsal kitaplar gelir. Harvard Felsefecisi Alfred North Whitehead:"Bütün Batı düşüncesi Eflatun’a düşülmüş bir dipnot"olarak görür. Bütün insanlığın düşünce ve eylem birikimi de kutsal kitaplara düşülmüş bir dipnottur. Hayatın amacı kutsal kitapların şiirini yakalamaktır. Hayatın şiirini kutsal kitapların şiirini yakalayan yakalar. Bu bağlamda hayatın şiirini yakalamak, hayatın şiirini yazmak kadar önemlidir." Yedi Güzel Adam" hayatın şiirini yakalamıştır. ==================================================== Erdem Bayazıt neden ilk şiir kitabı "Sebeb Ey"i Fethi Gemuhluoğlu' nun annesine sundu? Nuri Pakdil niçin "Bağlanma" kitabını yazdı? ==================================================== Fethi Gemuhluoğlu,sağda ve solda değil,İslam'da olan "Edebiyat'ın 68 Kuşağı"nın üzerinde çok etkili olmuş,aklı hem başında hem gönlünde olan bir Yunus İnsanı,bir Osmanlı Bilgesidir. Necip Fazıl'ın Gemuhluoğlu'nu anlatan bir yazısında vurguladığı gibi:Gemuhluoğlunu meydanlar tanımaz,meydanları tanıdıkları iyi tanırdı.Mavera Dergisi'nin ortaya çıkmasında, onun Türkiye Petrol Vakfı'ndan bana verdiği doktora bursunun çok büyük katkısı vardır. Gemuhluoğlu,Büyük Doğu,Diriliş,Edebiyat ve Mavera dergilerini kurucuları ve yazarlarının hep yanlarında yer aldı,onların çalışmalarını çok yakından izledi ve sürekli özendirdi.Bu yüzden Pakdil onon gönül dünyasını anlatan "Bağlanma"kitabını yazdı.Erdem Bayazıt'ın ilk kitabının adı onun annesinin sürekil tekrarladığı "Sebeb Ey" oldu.Mavera onunla ilgili özel bir sayı çıkardı. ================================================== Düşünce ve eylem sevdalısı gençlere neler tavsiye edersiniz? ================================================== Gemuhluoğlu, “oku emri var, yaz emri yok” derdi. O yüzden ömrünün son yıllarında söz ve yazı orucu tutmuştu.Ancak sohbetlerinde "Özdenöreni görürseniz,söyleyin roman yazsın",biraz sonra "Bayazıt,Zarifoğlu,İnan şiir yazmayı bırakmasın"derdi. Edebiyat sevdalısı gençler için :"Hem oku emri vardır,hem de yaz emri vardır." Okumadan yazılmaz.Yazılmadan okunmaz. Bir cümle yazmak için kırk cümle okumak gerekir. Bir sayfa yazmak için kırk sayfa okumak gerekir. Bunun için de gençler, birkaç dili birden bilmek zorundalar. Bir kere bütün inananların anadili olan Arapça, dünyanın dili olan İngilizce, sanatın dili olan Farsça, hayatın dili olan Türkçe bütün incelikleriyle öğrenilmelidir. Geçmişte bir Osmanlı aydını üç dili çok rahat konuşacak birikime sahipti.. Arapça bilimin diliydi. Farsça sanatın diliydi. Türkçe devletin diliydi. Şimdi de bu üç dile ilave olarak İngilizceyi ve diğer Batı dillerini de bilmek gerekir. İnsanların kelime dünyası ne kadar zenginse düşünce dünyaları da o kadar zengin olur. Gençler bu bağlamda,düşünce ve eylem sevdalısı herkes, Gemuhluoğlu'nun sürekli tekrarladığı gibi: "Yirmi dört saatte yirmi beş saat çalışmak zorundadır.". Gemuhluoğlu 1970'li yılların başında bana İngiltere'deyken yazdığı bir mektupta,Dördüncü Halife Ali'nin "Dünya beni haramından men etti.Ben onun helallerinden de geçtim."sözünü bütün İslam dünyasının gençlerine bir vasiyet olarak bırakıyorum diye yazmıştı. Bütün İslam dünyası dünyanın yalnızca haramlarından değil,yeri ve zamanı gelince helallerinden de geçmesini bilirse,İslam ülkeleriyle birlikte,bütün dünyayı değiştirir.O zman bütün insanlar dünyanın peşinden koşmaz,dünya insanların peşinden koşar. Dünyayı dönüştürmenin yolu, dünyayı değiştirmenin yolu, dünyanın peşinden koşmak değil, dünyayı peşinden koşturmaktır. Dünyayı peşinden koşturmanın yolu da dünyadan vazgeçmesini bilebilmektir. Dünyadan vazgeçmesini bilenler, dünyayı hallaç pamuğu gibi atarlar. Mavera Dergisi sermayenin,teknolojinin,bilimin burnuna halka takanların dergisiydi. Yedi Güzel Kurucu'sunun olması Mavera'ya büyük bir sinerjik güç kazandırdı.

23 Mayıs 2016, 19:23

DÜŞÜNCE VE EYLEMİ KUTLU GÖREV BİLMEK

====================================== Kültür ve politikada başarı, doğruyu aramada krşılaşılan güçlükleri aşmada çekilen acılara direnme gücünden kaynaklanır. Kültür ve politika dünyasının öncülerinin yıldızı, gönüllerinin derinliklerinde büyük yolculuklara çıktıkları dönemlerde parlar. Kültür ve politikanın unutulmayan öncüleri, dağların zirvelerinin birbirlerini gördükleri gibi, birbirlerini görür ve birbirlerinin birikimlerinden yararlanırlar. Kültür ve politikada kalıcı ve silinmez izler bırakanlar, yanlarında bayramlık ve idamlık gömleklerini birlikte taşıyanlar olmuştur. Onlar değişmekten korkmadıkları gibi, yeri ve zamanı gelince kendileriyle birlikte kitleleri de değiştirmesini bilmişlerdir. Düşünce ve eylemi iman için bilenler, doğruyu arayan yolda, kimsenin unutulup gitmeyeceğini de bilirler. Kültür ve politikada ölümsüzlüğün sırrını, görünen ve görünmeyen arasındaki sınırları kaldırmasını bilenler yakalar. Malatya'da hafta sonunda, "Kaldırımlar"dan daha çok "Çile"nin şairi olarak bilinmek isteyen "Necip Fazıl'ı Anma, Anlama ve Anlatma" paneline katıldım. Öğrenmenin yolunun öğretmekten geçtiğine inanan çoğunluğu öğretmenlerden oluşan dinleyicilerin soru ve katkılarıyla yeni boyutlar kazanan paneli, Bünyamin Şen yönetti. Prof. Dr. Bekir Karlığa, Vehbi Vakkasoğlu ve ben, Necip Fazıl'ın düşünce ve eylem dünyasını, değişik açılardan ele alarak tartıştık. Kültürde Necip Fazıl, politikada Turgut Özal zengin Osmanlı mirasına dayanarak, Türk toplumuna, bütüne bakmasını bilen yeni bir vizyon kazandırdılar. Onlar kültürsüz politika, politikasız da kültür olmayacağını bildikleri için, Anadolu'yu Anadolu yapan Yunus ve Mevlana'nın katıldığı "Sonsuzluk Kervanı"na katılmayı, bir görev ve sorumluluk olarak gördüler. Bu yüzden, biri kültür ve sanatı, diğeri de, politika ve ekonomiyi "iman" için bildiklerini sürekli vurguladılar. Necip Fazıl, Abdülhakim Arvasi'yi, Turgut Özal Mehmet Zahid Kotku'yu tanıdıktan sonra, hayatı ölümden ayırmadıkları gibi, düşünceyi eylemden ve kültürü de politikadan ayırmamışlardır. Biri Anadolu insanına kültürde, diğeri de politikada yeni kapılar açarak, yeniden Osmanlı coğrafyasıyla dost olmayı başardılar. Bunun için, Cumhuriyet döneminde biri kültürün, diğeri de politikanın "Sultan"ı oldu. Necip Fazıl'ın düşünce, Turgut Özal'ın eylem dünyası, Anadolu insanını yeniden "dev" gibi orduları yendikleri Osmanlı'nın görkemli günlerine taşımıştır. Onların dünyaları, Bağdat'tan Viyana'ya kadar geniş coğrafyanın en büyük gücü olan Kanuni'nin eksik kalan rüyalarını tamamlayacak kadar büyük ve zengindir. Bu yüzden, her ikisinin de son gününde, bütün Türkiye onların yanında olmuştur. Necip Fazıl ve Turgut Özal Anadolu insanına bütüne bakan, tek dünyada iki dünyayı görmeyi başaran, yepyeni bir misyon kazandırmışlardır. "Sonsuzluk Kervanı"na katılanlar, Kıyamet'e kadar unutulmazlar. Geri dön Yazdır Yukarı

23 Mayıs 2016, 19:29

NECİP FAZIL DÜŞÜNCE İSE TURGUT ÖZAL EYLEMDİR. DÜŞÜNCESİZ EYLEM EYLEMSİZ DÜŞÜNCE OLMAZ.DÜŞÜNCE EYLEMİ EYLEM DÜŞÜNCEYİ MEYVANIN ÇEKİRDEĞİ İÇİNDE

TAŞIDIĞI GİBİ TAŞIR.SANAT DÜŞÜNCE İLE EYLEMİ ALTIN ORANDA HARMANLAR.İNSAN EYLEM YAPIYORSA VARDIR.

23 Mayıs 2016, 22:25

YA DOĞU YA BATI DEĞİL HEM DOĞU HEM BATI

======================================== Toplumların kültürel dokusunda iz bırakan dönüşümlerin öncülüğünü, sözün gücünü bilenlerin çevresinde odaklanan düşünce hareketleri yaparlar. Hayatı dönüştüren düşüncenin tohumları, onların elinde meyva veren ağaçlara dönüşürler. Sözün ustalarının elinde tohumlar ağaç, ağaçlar orman olurlar. Bütün boyutlarıyla dar bir çevrede, tartışılıp benimsenmeyen bir düşünce, geniş bir çevre tarafından benimsenmez. Avrupa'dan esen rüzgarlarla Doğu'nun Batı'ya öykünmesi, ekonomik, siyasal ve kültürel alanda büyük bir yoksullaşmaya yol açtı. Doğu'nun kutsal değerlerinin, Batı'nın seküler değerlerini yargılayıp içselleştirmesi gerekirken, süreç tam tersine döndü. Bütün dünyada kutsal alan, seküler alanın işgaline uğradı. Bilimin her alanında belirleyicilik, kutsal değerlerden, seküler değerlere geçerek, bilginin hiyerarşisi bütünüyle altüst oldu. Hafta sonunda, şiir ve müzik sevdalısı Serdar Tuncer'in Kanal a'da hazırlayıp sunduğu “Gecede Bir Gün” programında, şiirden yola çıkarak, Türkiye'nin “Kültür ve Sanat Büyük Ödülü” verilen Sezai Karakoç'un “Anadolu insanının düşünce ve sanat dünyasındaki yer ve önemini” konuştuk. Anadolu'nun sesi Recai Ağababa ve saz arkadaşlarının türküleri ve Tuncer'in Sezai Karakoç, Erdem Bayazıt ve İsmet Özel'den okuduğu şiirlerin eşliğinde, Doğu ile Batı'nın birbirleriyle hesaplaşma sürecinin kazandığı yeni boyutları tartıştık. Karakoç'un “Masal” isimli şiirinde, geçerliliğini her zaman koruyan simgesel bir dille anlattığı gibi: Doğu'nun bilgi hikmete dayanan değişmeyen değerleri karşısında Batı'nın bilim ve teknolojiye dayanan değerleri, güneşin yanındaki ay gibi, aydınlatma ve değiştirme güçlerini yitireceklerdir. Metafizik alanda, fizik alanının model ve yöntemlerinin uygulanması mümkün değildir. Metafizik alanın değerleri, fizik alanın değerlerinden bağımsızdır. Fizik alanın değerleriyle metafizik alanın değerleri yargılanılamaz. Fizik değerler metafizik değerleri değil, metafizik değerler fizik değerleri geçersiz kılarlar. Doğu'nun kaynaklarına dayanan Batı'nın öncülüğünü yaptığı aydınlanma hareketiyle, bilimler, küçük bir azınlığın yönlendirmesiyle, kutsal değerlerden bütünüyle arındırılmıştır. Batı dünyasının, bütün insanlığa yaptığı en büyük kötülük, kutsal değerlere karşı seküler değerleri yeni bir din, yeni bir inanç olarak benimsemesi ve misyonerliğini yapmasıdır. Sekülerleşme insanların kutsal alanla bağlarını kopararak, onları yalnız kalabalıklara dönüştürmüştür. Metafizik dünyanın kapılarını kapatarak insanların fizik dünyaya tutsak edilmesi, onların özgürlükleriyle birlikte doğurganlıklarını da yok etmiştir. Sekülerleşmenin misyonerliğini yapanlar, onun özgürlük düşmanı tutsakları olmuşlardır. Bilim ve teknolojinin verilerini, bütüncü bir dünya görüşü içinde, yerli yerine oturtamayan seküler insanın elinde, herşey bir ateş topuna dönüşmektedir. Seküler kültürün, kutsal kültürün yerini doldurması mümkün değildir. Doğu ve Batı'yı bilenler, kutsal kültürü, seküler kültürün bir dipnotu olmaktan kurtaracaklardır. Batı'dan bir Doğu çıkmaz, Doğu'dan bin Batı çıkar. Batı Doğu'yu değil, Doğu Batı'yı yapısında taşır. Hiçbir silah ruhu öldüremez.

24 Mayıs 2016, 09:01

EĞİTİM GETİRİSİ EN YÜKSEK OLAN YATIRIMDIR. DÜNYAYI HEM ÖĞRENEN HEM ÖĞRETEN OLANLAR YAŞANIR KILAR.EGİTİM BEŞİKTEN MEZARA KADAR

DEVAM EDER.İL EĞİTİM MÜDÜRÜ ÖMER FARUK YELKENCİ EĞİTİME YENİ BOYUTLAR KAZANDIRMAYA ÇALIŞIYOR.

25 Mayıs 2016, 14:33

Necip Fazıl "Kaldırımların" değil,"Çile"nin şairi olarak

Necip Fazıl "Kaldırımların" değil,"Çile"nin şairi olarak bilinmek isterdi.Bir senfoni strüktüründe yazılan Çile Necip Fazıl'ın çileli hayatının bir özü ve bir özetidir. "Bir Adam Yaratmak" Çile şiirinin oyuna dönüştürülmesidir. Necip Fazıl'ın en değerli,en büyük eseri Sezai Karakoçtur,

26 Mayıs 2016, 16:28

Küreden kareye dönüşen dünyada uzaklık yakınlık

Küreden kareye dönüşen dünyada uzaklık yakınlık, gece gündüz,farkı yoktur.Düz bir akıllı telefon ekranına sığan dünyada,herkes olduğu gibi görünmek,göründüğü gibi olmak zorundadır.Dürüstlük en büyük sermayedir.

26 Mayıs 2016, 16:40

EDEBİYATSIZ MEDENİYET MEDENİYETSİZ EDEBİYAT OLMAZ. EDEBİYAT VE MEDENİYET HAYATIN ANLAMINI SORGULAYAN BEŞİKTEN MEZARA KUTLU BİR NİMET KÜLFET ANALİZİDİR

YURDAGÜL MEHMEDOĞLU'NUN VURGULADIĞI GİBİ:HAYAT BEŞİKTEN MEZARA KADAR BİR YÜZLEŞME EYLEMİDİR.

26 Mayıs 2016, 21:49

ÜRETİMDE DOĞRU ORANTILI BİR YARIŞLA:BİN LOKMA BİN HIRKA ÜRETEN TÜKETİMDE TERS ORANTILI BİR YARIŞLA:BİR LOKMA BİR TÜKETEN BİR GENÇLİK,GELECEĞİN DÜNYASINI İNŞA EDECEKTİR

DÜNYAYI ALAN ELLER DEĞİL VEREN ELLER DEĞİŞTİRİR.HERKES DÜNYADAN ALDIĞINDAN DAHA FAZLASINI DÜNYAYA VERMELİDİR.

27 Mayıs 2016, 11:04

Necip Fazıl Ankara'da Akif İnan'ın evindeydi.Erdem Bayazıt

Necip Fazıl Ankara'da Akif İnan'ın evindeydi.Erdem Bayazıt, Cahit Zarifoğlu,Rasim Özdendenören ile birlikte sohbet ederken.Sevgililerim bir dolmuşu dolduracak sayıya ulaşamadık.SAKARYA TÜRKÜSÜ şiirimizde "Yol onun,varlıkonun gerisi hep angarya / Yüzüstü çok süründün ayağa kalk Sakarya" dedik,bir kişi ayağa kalktı,o da amuda kalktı,demişti.Şimdi yalnızcaTürkiye değil,bütün İslam dünyası ayağa kalktı.Bu ayağa kalkış yalnızca İslam dünyasına değil ,bütün dünyayabarış getirecektir.Barişın şifreleri "ÇİLE" şiirinde gizlidir.

31 Mayıs 2016, 11:19

Uzaklık yakınlık farkının önemini yitirdiği kare dünya

Uzaklık yakınlık farkının önemini yitirdiği kare dünya ya Fatih ya Akşemseddin olanların değil,hem Fatih hem Akşemseddin olanların dünyasıdır.Kare dünyada yalnızca Roma,Viyana değil,dünyanın bütün başkentleri ulaşılması gereken birer Kızıl elmadır.

31 Mayıs 2016, 16:47

KEŞAN İSKEÇE KARDEŞTİR.DEDEAĞAÇ ARADA KÖPRÜDÜR. KEŞAN "CİĞERDELEN"İN YAZARI SAFİYE EROL'UN DİYARIDIR. VİZYON ARAYIŞINDA ASYA'DA YA DA AVRUPA'DA OLMAK DEĞİL

BİR ADIM ÖNDE OLMAK ÖNEMLİDİR.ÖNDE OLAN ÖRNEK OLUR.