ÜSKÜDAR'DA YAHYA KEMAL GİBİ GELECEK RÜYALARI GÖRMEK
====================================================== Şehirler bütün dünyada ülkelerin, kültürlerini yansıtan görünen yüzleridir. Camileri, çarşıları, çeşmeleri, evleri ve meydanlarıyla şehirler, tarihe, sanata ve hayata tutulan aynalardır. Kültürler şehirleri, şehirler de kültürleri, karşılıklı iletişim ve etkileşim içinde zenginleştirirler. İslam medeniyeti gibi, hayatı bütün boyutlarıyla kucaklayan, köklü medeniyetlerin değerlerini yansıtan, dünyanın dört bir yanına dağılmış şehirleri vardır.
*
Üsküdar Anadolu insanının, İstanbul’a nasıl bir canlılık kazandırdığını yaşamış bir şehirdir. Alparslan’la Asya'dan Anadolu’ya gelen Türkler, Fatih’le İstanbul’dan Avrupa’ya gitmişlerdir. Üsküdar Asya’nın Avrupa’ya, Avrupa’nın da Asya’ya açılan kapısıdır. Anadolu insanının gözünde Üsküdar, “İstanbul’a yüz bin meleğin uçtuğunu” görme mutluluğuna ermiştir. Bu yüzden sultan hanımlar başta olmak üzere, Türkler Üsküdar'’ ve Üsküdar toprağına, başka bir gözle bakmışlardır.
*
Türklerin Asya’dan Avrupa’ya uzanan yolculuklarında Üsküdar'ın stratejik bir konumu vardır. Anadolu insanı, Asya ve Avrupa'daki varlığını güvence altına almak için hem Anadolu hem de Rumeli hisarlarını inşa etmiştir. Türklerin tarihinde, Malazgirt’ten İznik’e yürüyüşte, Anadolu nasıl bir önem taşıyorsa, Üsküdar’dan Viyana’ya yürüyüşte de Balkanlar aynı önemi taşımıştır. Anadolu’da Malazgirt İznik’in, Balkanlar da Üsküdar’a Saraybosna’nın yolunu açmıştır.
*
Üsküdar Son Peygamberin haberini verdiği, Fatih’in ordularının İstanbul’a, karadan ve denizden nasıl girdiklerini görmüştür. Tarihi şiirleştiren Yahya Kemal, “İstanbul Fethini Gören Üsküdar” şiirinde, “Hangi şehir görmüş onun gördüğünü? / Bizim İstanbul’u fethettiğimiz mutlu günü!” diyerek, Türklerin dünya devletinde, nasıl büyük bir dönüm noktası olan, İstanbul’un alınışını anlatır. Türklerin tarihinde günden bugüne, Üsküdar önemini korumaktadır.
*
Avrupa’da yeniden büyük bir alan açmada, Anadolu Balkanları, Balkanlar da Anadolu’yu güçlü kılacaktır. Bir yanına Üsküdar’ı diğer yanına da Eyüp’ü alan İstanbul, Asya ve Avrupa’daki Türklerin değişmez başşehiridir. Asya’dan Avrupa’ya uzun bir yürüyüş, gerçekleştiren Türklerin gücü, kusursuzluğu arayan yönetiminlerinden kaynaklanır. Balkan ülkeleri Türklerin dinlerinden önce, toplumları nasıl yönettiklerine ve ülkelerin kaynaklarını nasıl değerlendirdiklerine bakmışlardır.
*
Kusursuzluk peşinde koşan yönetimde, hiçbir Asya ve Avrupa başşehirinin, kendisiyle yarışamadığı İstanbul, Türk toplumları gibi, Orta Doğu ve Balkan ülkelerinin ortak başşehiri olmuştur. Haksızlıkları ortadan kaldıran merkezi ve yerel yönetimleriyle, İstanbul Osmanlı coğrafyasında ekonomik, siyasal ve kültürel gelişmenin sürükleyici gücü olmuştur. Yönetimde kusursuzluğu arayan şehirler, İstanbul gibi bütün şehirlere örnek olurlar.