DÜNYADA SERMAYENİN ÜLKESİNDEN ÖNCE İLKESİ ÖNEMLİDİR
Dünyaya açılmış küresel kuruluşlardan, ülke sınırlarını aşmayan yerel kuruluşlara kadar, bütün insanlar hayatlarını dört yanından kuşatan, kuruluşlar dünyasında yaşamaktadırlar. Ülkelerin ürün, hizmet ve bilgi üretme güçlerinin büyütülmesinde, ister kamu, ister özel, ister gönüllü olsun, bütün kuruluşların, vazgeçilmez bir yerleri vardır.Bu yüzden İnsanları büyük bir çoğunluğu, ömürlerinin önemli bir bölümünü, evlerinden daha çok, kuruluşlarda geçirmektedirler.
*
Dünyanın bütün ülkelerinde ürünler, hizmetler ve bilgiler, ister büyük ister küçük olsun kuruluşlarda üretilir. üretim sürecinde üreten ellerin elinde, sermaye kolaylaştırıcı bir işlev yüklenir. Alın terinden önce akıl teri döken eller, üretimde sürükleyici güçlerin başında, yer alırlar. Sermayenin önemi üretici gücünü, değerlendirmesini bilen ellerden kaynaklanır. Üretim sürecine kazanma ve kazandırma gücüne, uzun dönemli düşünmesini bilen girişimciler, yeni zenginlikler kazandırırlar.
*
Kuruluşları uzun ömürlü kılanlar, üretimde ve yönetimde yenilik yapmanın, çoşkusunu duyan üretici insan kaynaklarıdır. Onlar giderleri azaltarak, gelirleri çoğaltarak, kuruluşlarıyla birlikte, toplumların da üretici güçlerine yeni açılımlar kazandırırlar. Onların elinde sermaye üretime dönüşerek, paradan para kazanma yolunda değil, ürün ve hizmet üretiminden para kazanma yolunda değerlendirilir. Onlar toplumların gerçek ihtiyaçlarını karşılamanın derdindedirler.
*
Ülkeler arasındaki uzaklık ve yakınlık farkının ortadan kalktığı bir dünyada, hem yerel hem küresel olmasını bilen kuruluşlar için, bulundukları ülkeler kadar, sermayelerini değerlendirdikleri ülkeler de önem kazanmıştır. Yirmi birinci yüzyılda kuruluşların ülkelerinden önce ilkeleri belirleyicidir. Dünyanın her yanında kuruluşlar ülkeleriyle değil, ilkeleriyle uzun ömürlü olurlar. Kuruluşların güçleri ürünleriyle birlikte, ilkeleriyle de sınırları aşmalarını bilmelerinden kaynaklanır.
*
Ürünleri kadar ilkeleri de güçlü olmayan kuruluşların ellerinde, sermayeler güneş altında, karların erimeleri gibi erirler. Sermayeleri etik ve hukuk ilkelerini çiğnemeden değerlendiren kuruluşların, dünyanın her ülkesinde saygınlıkları olur. Girişimciler hangi milletten olursa olsunlar, kuruluşlar hangi ülkede faaliyet gösterirse göstersinler, başarıları etik ve kültür ilkelerine bağlılıkları yanında, hukukun ve ekonominin kurallarına gösterdikleri bağlılıklarından kaynaklanır.
*
İlkeleri ilkesizlik kuralları kuralsızlık olan kuruluşlar, hiçbir alanda başarılı olamayacakları gibi, her ülkede de yasal engellerle karşılaşırlar. Bunun için her ülkede kuruluşların ülkeleriyle değil, ilkeleriyle değerlendirilirler. Kuruluşlarda ürünler değerlerini yitirirler, İlkeler geçerliliklerini hiçbir zaman yitirmezler. Bu yüzden ilkesiz kuruluşların, yalnızca kendi ülkelerine değil, her ülkelere zararları dokunur. Kuruluşlar dünya pazarlarındaki yerlerini ülkelerinden önce ilkeleriyle korurlar.
*
Ülkelerde yerli ve yabancı olmalarından daha çok, etik ilkelere saygılı olmalarıyla güç kazanırlar.
*
Kuruluşların güçleri ürünlerinden önce ilkelerinde gizlidir. Güzel kuruluşların güzel ilkeleri olur.
*
Etik ve hukuk ilkeleri gibi, güzelliğin, doğruluğun ve iyiliğin ilkeleri de küreseldir.