''Sıradışı 68 Kuşağı'', altmışlı yılların birinci yarısını lisede, ikinci yarısını da üniversitede geçirmiştir. Ancak onlar bütün dünyayı kasıp kavuran, üniversitelerin altını üstüne getiren, öğrenci hareketlerinin içinde yer almamıştır. Sıradışı kuşak 68 kuşağıyla, aynı olayları yaşamakla birlikte, olayların akıntısına kapılmamıştır. Sıradışı kuşağın öncüleri, savaşlarla sarsılan dünyaya, barış getirmenin yol haritasını, birbirleriyle kıran kırana, büyük bir çatışmaya giren, Sağ ve Sol düşünce akımları içinde, aramayı hiç düşünmemiştir.
*
Sıradışı kuşak Ortadoğu, Büyük Türkistan, Anadolu ve Balkanlarda, binlerce yıl içinde oluşan, zengin bir kültürün mirasçısı olduklarını, hiçbir zaman unutmamıştır. Ekonomi kuramları üzerinde yoğunlaşan, Sağ ve Sol dünya görüşleri arasında, sıradışı kuşak taraf olmaya değil, önde olmaya önem vermiştir. Onlar hiçbir zaman ekonomiyi, kültürden bağımsız olarak düşünmemiştir. Ve sağlam kültür olmadan, sağlam ekonomi olmaz, hayatın her alanında belirleyici olan, ekonomi değil, kültürdür, demeyi bilmişlerdir.
*
Her dönemde kültür canlılığını edebiyatla korumuştur. Sıradışı kuşaktan olan ve Türkiye’nin geleceğini Avrupa'da ve Amerika’da aramayanların, açık üniversiteleri, Batı’nın bencil ve seküler değerlerine karşı, köklü bir düşünce ve edebiyat hareketi başlatan, Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat ve Mavera dergilerinin kurucuları ve yazarları olmuştur. Türkiye'de edebiyatı kültürle, düşünceyi eylemle bütünleştirenler söz konusu dergiler olmuştur. Her alanda ileri boyutlara ulaşan, ekonomi akımlarına karşı, bayrak açan düşünce dergilerinin, Anadolu’nun zengin bilgi ve bilgelik kaynaklarından beslenen, yepyeni bir kuşağın doğmasında, vazgeçilmez bir yerleri vardır.
*
İnancını kültüründen, kültürünü inancından ayırmayan, kültürel yabancılaşmaya karşı çıkan, sıradışı kuşakların sıradışı edebiyatçıların, Anadolu insanının düşünce ve eylem dünyasına, kazandırdığı, zenginlikler çok boyutludur. Onların başında, her alanda çığır açıcı çalışmalar yapan, Necip Fazıl, Sezai Karakoç ve Nuri Pakdil gelir. Onları Mavera Dergisinin ''Yedi Güzel Kurucu''su izlemiştir. Onlar Türk Edebiyatının, yorulma ve usanma bilmez, “Gül Yetiştiren Adam”ları olmuşlardır. Onların edebiyat dünyasında, karanlıklar aydınlığa, kötümserlikler iyimserliklere, bilgiler bilgeliklere dönüşmüştür.
*
Anadolu insanının düşünce ve eylem dünyasına, yeni açılımlar kazandıran edebiyat çalışmaları, romanları, hikayeleri, şiirleri ve denemeleriyle bir bütündür. Düşüncede yeni bir açılım peşinde olan edebiyatçılar, özlemini duydukları dünyayı anlatmak için, edebiyatın bütün dallarından yararlanmasını bilmişlerdir. Tiyatrodan sinemaya kadar, her alanla ilgilenmişlerdir. Onlar romanlarıyla, hikayeleriyle, şiirleriyle ve denemeleriyle hiçbir zaman, Sağ'da ya da Sol'da yer almaya değil, Sağ'ın ve Sol'un üstünde olmaya büyük özen göstermişlerdir.
*
Hayatı bütün boyutlarıyla, kucaklayan edebiyat çalışmalarında, toplum terazisinin bir kefesinde, “Yaşanılan hayat” varsa, bir kefesinde de “Yaşanılacak hayat” vardır. Geçmişe dönük tarih çalışmaları, geçen yüzyıllarda yaşanılanları araştırır. Edebiyat çalışmaları ise, gelecekte yaşanılacakları anlatır. Tarih toplumların geçmişlerini bugüne taşırken, edebiyat toplumların geleceklerini bugüne taşır. Tarihçiler geçmişte olanların, edebiyatçılar gelecekte olacakların haberlerini verirler. Toplumların gelecekleri edebiyatçılarla inşa edilir. Edebiyatta geleceği görme gücü, geçmişi bilme gücünden kaynaklanır.
*
Yaşanan ve yaşanılacak hayata, anlam kazandıran edebiyat, zamana ve mekana bağlı kalmadan, bütün insanlığa seslenen edebiyattır.
*
Anlam arayışında edebiyatçıların görevi, zorlaştırmak değil kolaylaştırmak, nefret ettirmek değil sevdirmektir.
*
Sıradışı edebiyatçılar yakınlardaki kuşaklardan, daha çok uzaklardaki kuşaklara seslenirler.