SÜREKLİ BARIŞ İSTEMEYENLER KESİNTİSİZ SAVAŞLARIN ÖNÜNE GEÇEMEZLER
Son yüzyıllarda arka arkaya gelen yerel ve küresel savaşlarla, barış isteyen insanların hayatları, hem anlamsızlaşıyor, hem değersizleşiyor.
*
Ülkelerin birbirlerine bağımlı olduğu kare dünyada, savaş olmaz derken savaşlar birbirini izliyor. Güç kazanmada savaş her şeydir, savaş için her şey yapılır diyen Batı ülkeleri, dünyanın her yanında kan gölleri oluşturuyorlar. Filistin başta olmak üzere, bütün ülkelerde yaşlı, kadın, çocuk demeden büyük kıyımlar yapılıyor.
*
İsrail Gazze’de, Amerika ve Rusya gibi, sivil asker ayrımı yapmadan, bütün yapıları yakma yıkma yolunu seçiyor. Aralarında hiçbir sorun olmayan insanların, birbirlerini öldürmeleri savaşların en dehşet verici yanını oluşturuyor. Değersiz ve ilkesiz yöneticiler, konumlarını güçlendirmek için barıştan daha çok savaş isterler.
*
Ülkelerin savaş bağımlısı yöneticileri, insanları öldürme gücü olan savaşı, yaşatma gücü barışa tercih ederek, savaşların bedellerini bütün dünyaya ödetiyorlar. Savaşlar sorunları çözmezler karmaşık hale getirirler. Savaşlar kan ve gözyaşı dökülmesi yanında, büyük iç ve dış göçlere yol açarak, acıları ileri boyutlara taşırlar.
*
Ülkelerin bilgisayar ortamında buluştuğu dünyada, her ülke silahlı güçlerinden önce, silahsız güçleriyle ayakta kalır. Ülkeleri “Savaş istiyorum öyleyse varım” diyen yönetenler değil, “Barış istiyorum öyleyse varım” diyen yönetilenler ayakta tutarlar. Yönetilenlerle kavga yüklü savaş bulutları, sevgi yüklü barış bulutlarına dönüşürler.
*
Savaşlar cephelere gidenlere değil, gitmeyenlere kolay gelir. Bu yüzden savaş kararları alınırken, yönetenlerin oylarıyla birlikte, yönetilenlerin oylarına da yer verilirse, barışa giden yolların, ne kadar çok oldukları görülür. Sorumluluk taşıyan aydınlar, bütün ülkelerde barışa giden yolları genişletilerek, sürekli açık tutmaya çalışıyorlar.
*
İnsanlık tarihi boyunca açıkca görüldüğü gibi, insanları öldürmede değil, yaşatmada yarışan ülkeler, barış dünyasının güvencesi olurlar.