DÜZ DÜNYANIN EN GÜÇLÜ DEVLETLERİ EN ADİL OLAN DEVLETLERDİR


Yağmalamaya dayanan ekonomileriyle, yeteri kadar büyüyen Avrupa ülkeleri, uzun bir durgunluk dönemine girmişlerdir. Avrupa’nın içine düştüğü, üretim güçsüzlüğünün doğurduğu boşluğu, Afrika’nın ve Asya’nın yağmalanan ülkeleri dolduracaktır. Dünya nüfusunün yarısını oluşturan “Otokratik Çin” ve “Demokratik Hindistan”, dünyanın yeni üretim merkezi olma yolunda hızla ilerliyorlar. Onları Endonezya, Türkiye, Nijerya ve Brezilya izliyor.

Okumaya devam et “DÜZ DÜNYANIN EN GÜÇLÜ DEVLETLERİ EN ADİL OLAN DEVLETLERDİR”

ÖZDENÖREN GİBİ EDEBİYATI SEVENLER HER ŞEYİ GÖREN ALLAH’TAN HERKESİ DOYURAN TOPRAKTAN UZAKLAŞMAZLAR

Türk Edebiyatı’nın “Gül Yetiştiren Adam”ı Rasim Özdenören, Nobel ödüllü Amerikalı edebiyatçı William Faulkner gibi, “insanın ruhunun yüceltilmesini” edebiyatın ana işlevi olarak görür. Bu yüzden edebiyat yazılarını topladığı kitabına “Ruhun Malzemeleri” adını vermiştir. Ozdenören’e göre insanın, inişlerle çıkışlarla dolu ruh dünyasını, ele almayan bir yazar, yerelde küreseli, küreselde yereli yakalayan, küresel edebiyatın kapılarını aralayamaz.

Okumaya devam et “ÖZDENÖREN GİBİ EDEBİYATI SEVENLER HER ŞEYİ GÖREN ALLAH’TAN HERKESİ DOYURAN TOPRAKTAN UZAKLAŞMAZLAR”

Başarı akıl terinin göz nurunun el emeğinin ödülüdür

Ahilik Anadolu insanının yüzyıllar önce, kaliteli ürün ve hizmet üretmeyi teşvik etmek amacıyla, üreticilerin kurup geliştirdiği bir kurumdur. Ahiler hayat ve güç kaynağı şehirlerde, değişik alanlarda üretimi geliştirmek için, üreticiler arasında dayanışmyıa ve yardımlaşmayı sağlayan öncülerdir. Onlar üreticiyle birlikte, tüketicinin haklarını koruyan, iyilikleri özendiren, kötülükleri önleyen, dönemlerinin başarılı sivil toplum kuruluşlarıdır.

Okumaya devam et “Başarı akıl terinin göz nurunun el emeğinin ödülüdür”

Hayatın her alanında ekonomik zenginlik kültürel derinlikle kazanılır 

Gündüzün geceyle, gecenin gündüzle iç içe olduğu gibi, kültür ekonomiyle, ekonomi de kültürle iç içedir. Kültür ve ekonomi et ve tırnağa benzer. Nasıl tırnak etten ayrılmazsa, ekonomi de kültürden ayrılmaz. Kültür ve ekonomi hayatın iki yüzüdür. Her kültürel çalışmanın, bir ekonomik boyutu olduğu gibi, her ekonomik çalışmanın bir kültürel boyutu vardır. Bunun için hiç kimse, ya kültür ya ekonomi diyemez. Herkes hem kültür, hem de ekonomi demek zorundadır. 

Okumaya devam et “Hayatın her alanında ekonomik zenginlik kültürel derinlikle kazanılır “

Koşu bittikten sonra koşanlar hiçbir zaman gösterişe kapılmazlar

Ülkeler arasındaki, uzaklık ve yakınlık farkının önemini yitirdiği kare dünyada, Siikon Vadisi’nin tüketim ürünlerini, gösteriş tutkunu insanların gözlerini kamaştırıyor. Kısa ömürlü, modelleri durmadan değiştirilen teknolojik ürünler, hayatın ekonomik, siyasal ve kültürel boyutlarında, köklü dönüşümlere yol açıyor. Tüketicinin üretimi, üretimin tüketimi büyüttüğü ekonomik yapı ve kültürel dokuda, gösteriş tüketimi, büyük bir hız ve yoğunluk kazanan kazanıyor.

Okumaya devam et “Koşu bittikten sonra koşanlar hiçbir zaman gösterişe kapılmazlar”

Dünyadaki bütün savaşları edebiyatı medeniyet düşünceyi eylem şiiri iman için bilenler durdururlar

Kalıcı edebiyat, çağını anlatan edebiyattır. Her edebiyatçı çağının olumsuzluklarından sorumludur, çağını anlamak ve anlatmak zorundadır. Edebiyat dipnot kaygısına düşmeden, yereldeki küreseli, küreseldeki yereli yakalamaktır. Hayatın anlamlı ve yaşanır kılınmasında, edebiyat da tarih gibi, bütün insanlığın birikimine, hem derinlik, hem zenginlik kazandırır. Tarihçi geçmiş yüzyıllarda olanların, edebiyatçı ise gelecek yüzyıllarda olacakların peşindedir.

Okumaya devam et “Dünyadaki bütün savaşları edebiyatı medeniyet düşünceyi eylem şiiri iman için bilenler durdururlar”

Ekonomilerde verimliliği yenilik yapmasını ve yenilikte yarışmasını bilenler artırırlar

Batı’da ürün, hizmet ve bilgi üretiminde, verimliliği artırma savaşı, büyük bir hız ve yoğunluk kazanmıştır. Batı ülkelerindeki tarımsal ve endüstriyel üretim patlamasının kaynağında, ekonominin her kesiminde gerçekleştirilen, verimlilik artışı vardır. Batı dünyasının ulaştığı zenginlik, sermaye birikiminin büyüklüğünden önce, verimlilik artış hızının büyüklüğüne dayanmaktadır. Düşük verimlilik artış hızıyla, büyük ekonomik gelişme sağlanmaz.

Okumaya devam et “Ekonomilerde verimliliği yenilik yapmasını ve yenilikte yarışmasını bilenler artırırlar”

Bütün krizlerin kaynağı savurganlığın çelik çemberinin dışına yunus gönüllüler çıkarlar

Savurganlığın herkesin gözünü kamaştırdığı toplumlarda, şehirlerin meydanlarını alışveriş merkezleri doldurur. Savurganlığı bir düşünme, bir yaşama biçimine dönüştüren seküler insanlar, haftada en azından bir defa, alışveriş merkezlerine gitmezlerse, kendilerini hem çok yoksul, hem çok mutsuz hissetmektedirler. Alışveriş merkezlerinde dolaşmak, vitrinlerin önünde saatlerce durmak, seküler insan için, her hafta tekrarlanan bir ritüel olmuştur.

Okumaya devam et “Bütün krizlerin kaynağı savurganlığın çelik çemberinin dışına yunus gönüllüler çıkarlar”

Otokratik yönetimler her alanda gizliliğe dayanan kapalı toplum kapalı kapı yönetimlerdir

Bütün ülkelerde olduğu gibi, Türkiye’de de genç kuşaklar, demokrasi yolunda yeni açılımlar yapmanın yollarını arıyorlar. Ancak söz konusu demokrasi olunca, daha önce söylenenleri, tekrarlamak yerine geliştirmek ve yeni boyutlar kazandırmak büyük önem taşıyor. Hiçbir ülke durduğu yerde sürekli kalamaz. Her ülke otokratikleşmeyi önlemek, ekonomik, siyasal ve kültürel varlığını korumak için, demokratik yönetimin geleceğini, geçmişinden daha güçlü kılmak zorundadır.

Okumaya devam et “Otokratik yönetimler her alanda gizliliğe dayanan kapalı toplum kapalı kapı yönetimlerdir”

Öğrenmenin yerinin yaşının zamanının olmadığı kare dünyada her gün öğrenen öğretmen öğreten öğrenci günüdür 

İlk öğretimden yüksek öğretime kadar, bütün eğitim kurumları, öğrenen öğretmenleri, öğreten öğrencileriyle, ülkelerin ekonomik ve kültürel omurgasını oluştururlar. Eğitim öğrencilere bilgi kazandırma, kazanılan bilgiyi yararlı hale getirme, hayata aktarma sürecidir. Ömür boyu devam eden bu süreçte, yaşı ve işi ne olursa olsun, herkes hem öğreten öğretmen, hem öğrenen öğrencidir. Öğrenmenin ve öğretmenin yeri, yaşı ve zamanı yoktur. Hayatın her alanında, herkesin dünyayı okumasını ve anlamasını öğrenmesi bir görevdir, bir sorumluluktur.

Okumaya devam et “Öğrenmenin yerinin yaşının zamanının olmadığı kare dünyada her gün öğrenen öğretmen öğreten öğrenci günüdür “

İnsanların sınırsız isteklerini sınırlı ihtiyaçlarıyla sınırlamak

Kültür ve ekonomi, kişisel ve toplumsal hayatın, birbirinden bağımsız olmayan iki ana boyutudur. İki boyutun oluşturduğu alanda, insanın istekleriyle ihtiyaçları birbirleriyle hem yarışırlar, hem de çatışırlar. İnsanın her isteği, bir yanıyla ihtiyaçtır. Her ihtiyacı da bir yanıyla istektir. Bir tüketim konusunun, ne oranda ihtiyaç, ne oranda da istek olduğunu, ekonomiden daha çok kültür belirler. İnsanların isteklerini, ekonomiden önce, kültür sınırlar.

Okumaya devam et “İnsanların sınırsız isteklerini sınırlı ihtiyaçlarıyla sınırlamak”

Hayatın her alanında finansal sermaye güç ve üretim kaynağı olmaktan çıkmıştır 

Ulaşım, iletişim ve üretim alanındaki gelişmeler, toplumların ekonomik, siyasal ve kültürel yapısında, köklü dönüşümlere yol açmaktadır. Her alanda büyük bir hız ve yoğunluk kazanan üretim yarışı, bütün kuruluşları birbirleriyle hem yarışmaya hem yardımlaşmaya zorluyor. Ürünlerin ve hizmetlerin üretiminde, giderleri azaltmak, gelirleri çoğaltmak için, yenilenme çalışmalarına büyük yatırımlar yapılmaktadır. Sürekli yenilenmesin bilenler, her alanda güç kazanmaktadırlar.

Okumaya devam et “Hayatın her alanında finansal sermaye güç ve üretim kaynağı olmaktan çıkmıştır “

Dünya barışının mimarları Sezai Karakoç gibi düşünceyi eylem şiiri iman için bilen bilgiyi bilgeliğe dönüştüren bilgeler olacaktır

Şiir deyince Anadolu insanın aklına, Yirminci yüzyıl Türk şiirinin köşe taşları olan, Mehmet Akif, Yahya Kemal ve Necip Fazıl gelir. Cumhuriyet döneminde adını duyuran her şair, geçtiği yollara, dikkatle baktığında, onların edebiyat ve medeniyet tarihinde, bıraktıkları kalıcı izleri görür.

Okumaya devam et “Dünya barışının mimarları Sezai Karakoç gibi düşünceyi eylem şiiri iman için bilen bilgiyi bilgeliğe dönüştüren bilgeler olacaktır”

Dün kaybettiğimiz Sezai Karakoç’un necip Fazıl’ın ölümünde yazdığı bu önemli yazı kendisi için de aynen geçerlidir

Yaş kemale ermişti. Bu bakımdan hazır olmalıydık Üstadın gidişine. Fakat alışmak kolay değil. Ancak zamanın geçmesiyle tahammül gücüne eriyor insan böyle acıya.

Okumaya devam et “Dün kaybettiğimiz Sezai Karakoç’un necip Fazıl’ın ölümünde yazdığı bu önemli yazı kendisi için de aynen geçerlidir”

Savaşa dayanan Davos ekonomisi barışı özendiren Kudüs kültürüyle hem dönüştürülür hem denetilir

Ülkelerin yıldan yıla, birbirlerine daha bağımlı, hale geldiği bir dünyada, en büyük dinamik, küreselleşmenin kazandığı yeni boyutları kavramaktır. Kendilerini en etkili küreselleştirici güçler olarak gören Batı ülkeleri, küreselleştirdiklerini düşündükleri Doğu ülkelerini bıraktıkları yerlerde sanıyorlar. Oysa başta Müslüman ülkeler olmak üzere, Çin ve Hindistan, Batı dünyasını geçtikleri yerlerde görüyorlar.

Okumaya devam et “Savaşa dayanan Davos ekonomisi barışı özendiren Kudüs kültürüyle hem dönüştürülür hem denetilir”

Bir dünyada iki dünyayı altın oranda harmanlamak

Dünyanın her yanında, insanların tüketim düzeylerini artırma yolunda, yapılan her yatırım ve atılan her adım, fizik dünyayla metafizik dünya arasındaki duvarları sağlamlaştırıyor. Oysa yaşanabilir bir hayat ve sürdürülebilir bir tüketim için, iki dünya arasındaki duvarların güçlendirilmesi değil, baştan sona bütünüyle yıkılması gerekir. Çünkü bütün krizler, iki dünya arasındaki aşılmaz duvarlardan kaynaklanmaktadır.

Okumaya devam et “Bir dünyada iki dünyayı altın oranda harmanlamak”

Kültürde yetiştirilmeyen ağaçlar ekonomide meyva vermezler

Dünyada insanlığın kültürel, siyasal ve ekonomik düşüncesinin ana kaynağı, hayatı bütün boyutlarıyla kuşatan kutsal kitaplardır. İnsanlığın düşünce ve eylem dünyasının, derinlik ve zenginlik kazanmasında, kutsal kitaplara dayanan kültürün vazgeçilmez bir yeri vardır. Tarihin her döneminde, toplumları ekonomilerinden önce, kültürleri ayakta tutmuştur. Toplumun bütün kesimleri için, hayatı katlanılır kılan, ekonomiden önce kültürdür.

Okumaya devam et “Kültürde yetiştirilmeyen ağaçlar ekonomide meyva vermezler”

Yalnız ekonomiyle yaşanmaz ekonomi gereklidir ancak yeterli değildir 

Bir toplumun üretim gücünün büyütülmesi, kimseye haksızlık yapılmadan, üretilen bilgilerin, ürünlerin ve hizmetlerin paylaşılması, bütün ülkelerin ana sorunudur. Toplumların üretim gücünü büyütme ve üretimi paylaşma yöntemleri, yüzyıllar içinde büyük değişiklikler göstermiştir. Ancak kaynakları değerlendirme ve ihtiyaçları karşılama sorunları, her zaman olmuştur, olmaya devam edeceklerdir.

Okumaya devam et “Yalnız ekonomiyle yaşanmaz ekonomi gereklidir ancak yeterli değildir “

Kare dünyada Mevlana’nın Anadolu’su iyimserliğin alındığı iyimerliğin satıldığı büyük iyimserlik pazarıdır

Bütün boyutlarıyla hayatı yaşanır kılanların pazarı, güzelliğin pazarıdır. Güzellik hayatın damarlarında akan kandır. Güzellikte yarışmanın olmadığı bir dünyada, ekonomik, siyasal ve kültürel hayat yeni boyutlar kazanmaz. Hayatın kolaylaştırılması, herkes için yaşanır kılınması, bütün dünyanın güzellikleri özendirme ve çirkinlikleri önlemede, uzun soluklu bir yarışa girmesine bağlıdır.

Okumaya devam et “Kare dünyada Mevlana’nın Anadolu’su iyimserliğin alındığı iyimerliğin satıldığı büyük iyimserlik pazarıdır”

Bütün ülkelerin birbirine bağımlı olduğu kare dünyada barış arayan ülkeler savaş bulmazlar

Yirmi birinci yüzyılda ülkeler, savaş yıllarını ne kadar azaltırlarsa, üretim güçlerini o kadar büyütürler. Savaş yıllarında ülkeler yoksullaşırken, barış yıllarında zenginleşirler. Tarihin bütün dönemlerinde, barış isteyen devletler, savaş peşinde koşan devletlerden, daha güçlü olmuşlardır. Tarih boyunca açıkça görüldüğü gibi, dünya kültüründe güncelliğini hiç yitirmeyen eserler, savaş dönemlerinden daha çok barış dönemlerinde verilmiştir.

Okumaya devam et “Bütün ülkelerin birbirine bağımlı olduğu kare dünyada barış arayan ülkeler savaş bulmazlar”