Türk ve İslam dünyası Afganistan’dan bütün ülkelere zeytin dalı uzatmanın yolunu bulmak zorundadır

Afganistan’dan Azerbaycan’a, Endonezya’dan Fas’a kadar geniş bir coğrafyaya yayılan İslam ülkeleri, dünyanın orta kuşağını oluştururlar. Müslüman ülkeler Kuzeyin yüksek gelirli ülkeleriyle, Güneyin düşük gelirli ülkeleri arasında, en büyük ve en etkili denge gücüdürler. İslam dünyasında savaş olursa, dünyada barış olmaz. Dünyadaki savaşları durdurmak isteyen ülkeler, Afganistan başta olmak üzere, bütün Müslüman ülkelerdeki barış hareketlerini desteklemek zorundadırlar.

Okumaya devam et “Türk ve İslam dünyası Afganistan’dan bütün ülkelere zeytin dalı uzatmanın yolunu bulmak zorundadır”

Dünyaya barışı Doğu’yu ve Batı’yı iyi bilenler getirirler

İslam başta Batı olmak üzere, bütün dünyayı aydınlatacak, çok zengin kültürel kaynaklara sahiptir. Batı dünyasının Taoizm’e, Budizm’e ve Şintoizm’e büyük bir borcu yoktur. İslam söz konusu olduğunda, durum bütünüyle değişir. Batı’nın Müslümanlara olan borcu ödenemeyecek kadar büyüktür. Batı dünyasında, kültür adına ithal edilmiş ne varsa, hepsinin kaynağı, İslam dünyasının sınırsız hazineleridir.

Okumaya devam et “Dünyaya barışı Doğu’yu ve Batı’yı iyi bilenler getirirler”

Dünyada katılımcı Medine demokrasine yeni açılımlar kazandırmadan savaşların üstesinden hiçbir güç gelemez

Bilginin hiyerarşisinde Seküler Batı’da, metafizik dünyadan daha çok fizik dünyaya ağırlık verilmesi, kutsal kültürle seküler kültür arasındaki iletişim ve etkileşim kanallarını dinamitlemiştir. Seküler kültürün oluşturduğu düşünce ve yaşama paradigmasında, bilginin hiyerarşisi altüst olmuştur. Bilginin hiyerarşisinde normatif değerlerin yerine pozitif değerler geçmiştir. Hayatın her alanında, Marx’ın deyişiyle kutsal kültür, toplumların afyonu olarak görülmüştür.

Okumaya devam et “Dünyada katılımcı Medine demokrasine yeni açılımlar kazandırmadan savaşların üstesinden hiçbir güç gelemez”

Dünyada para herşeydir diyenler para kazanmak için herşeyi yaparlar

Son yüzyıllarda Batı dünyasında seküler kültür, kutsal kültürün yerini almıştır. İki yüzyıl boyunca, bütün dünyada sekülerleşme rüzgarları estirilmiştir, estirilmeye devam edilmektedir. Seküler kültürün para ticaretine dayanan, faiz odaklı, paradan para kazanma yöntemleri, New York’un Wall Street’tinden, bulaşıcı bir hastalık gibi, bütün dünyaya yayılmıştır. İrlanda’dan İzlanda’ya, Singapur’dan Dubai’ye kadar, büyük küçük bütün ülkelerin şehirleri, küresel bankalar tarafından baştan sona işgal edilmiştir.

Okumaya devam et “Dünyada para herşeydir diyenler para kazanmak için herşeyi yaparlar”

Kutlu aylar kutlu geceler yitik cennete giden yolun yön gösteren kutup yıldızlarıdır

İslam dünyasında ve Müslümanların hayatında, zamana sanıldığından çok daha büyük önem verilir. Her gün güneşin batışıyla on ikiye ayar edilen ezani saat, Ahmet Haşim’in vurguladığı gibi, zamanın algılanması yolunda önemli bir özelliktir. Orucun başlama ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi, ayın hareketlerinin gün gün takip edilmesi, insanın zamana karşı daha duyarlı davranmasında etkin bir rol oynar. Yıl içindeki bayramlar, bayramlarla gelen mali ibadetler, zamanın akıp gitmekte olduğunu simgeleyen kilometre taşlarıdır.

Okumaya devam et “Kutlu aylar kutlu geceler yitik cennete giden yolun yön gösteren kutup yıldızlarıdır”

İslam dünyasının bilgeleri “bir insanı öldüren bütün insanları öldürürür” diyerek dünyayı barışa davet ediyor

Dünyanın öncü bilim tarihçisi George Sarton, beş ciltlik bilim tarihi kitabında, bilimsel gelişmeleri her biri yarım yüzyıl süren yüzyıllara ayırır. Her dönemi yüzyılı simgeleyen bir düşünürle isimlendirir. Milattan önce 450 ve 300 yılları, Eflatun, Aristo ve Öklit yüzyılları olurken, Milattan sonra 750 ve 1100 yılları arasındaki 350 yıl, Müslümanların dünya düşünce ve bilim tarihine, damgalarını vurdukları, Cabir, Harizmi, Razi, Burini, İbn Sina, Heytem ve Ömer Hayyam yüzyılları olur.

Okumaya devam et “İslam dünyasının bilgeleri “bir insanı öldüren bütün insanları öldürürür” diyerek dünyayı barışa davet ediyor”

Her şehirin bir devlet olacağı bin devletlik dünyanın barış mimarları üniforma giyenler değil forma giyenlerdir

Kapalı kapıların olmadığı her alanda açıklığın zorunlu olduğu dünyada, katılımcı demokrasilerin ve paylaşımcı ekonomilerin, dünyanın önde gelen ülkelerinde benimsenmesiyle, büyük küçük bütün şehirler, kendi kendilerini yönetme gücü kazanıyor. Ulaşımdaki ve iletişimdeki baş döndürücü gelişmeler, dünya şehirlerini birbirine yaklaştırıyor, toplumlar arasındaki iletişimi ve etkileşimi hızlandırıyor. Sovyetlerin ve Yogoslavya’nın dağılmasıyla, dünya yeni cumhuriyetlerle tanışıyor. Rusya Federasyonu Tataristan’ıyla, Başkurdistan’ıyla, Dağıstan’ıyla, Kırım’ıyla yeni açılımlara hazırlanıyor.

Okumaya devam et “Her şehirin bir devlet olacağı bin devletlik dünyanın barış mimarları üniforma giyenler değil forma giyenlerdir”

Aydınlar toplumların düşünen akılları seven gönülleri sızlayan vicdanlarıdır

Dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar devletlerin, dünyadaki ülkeler arasında kendilerine saygın bir yer açmalarında, her türlü haksızlığa karşı çıkan, temel hakları ve ana özgürlükleri savunan aydınlara büyük görevler düşmektedir. Onlar yaşadıkları her ülkede, düşünceleri, yaşama biçimleri, tutumları, davranışları ve eylemleriyle, yönetenlerle yönetilenler arasındaki iletişimi ve etkileşimi sağlarlar, kan uyuşmazlıklarını giderirler.

Okumaya devam et “Aydınlar toplumların düşünen akılları seven gönülleri sızlayan vicdanlarıdır”

Bilgelerin denetiminden bilginlerin denetimine geçen dünyada bütün ahlaki değerler ayaklar altına alınır

Seküler ekonomi dünyasında daha çok kazanmak için, tüketicinin üretimi özendirme gücü abartılarak, bütün insanlar seküler iktisatçıların etkisiyle, ekonomide “İyinin kötü kötünün iyi” olduğuna inanıyor. Çünkü açgözlülüğün değer kazandığı ve sürekli büyütüldüğü toplumların ekonomisinde, Keynes’in vurguladığı gibi “Kötü işe yarar iyi işe yaramaz”. Bu yüzden bütün dünya ekonomik büyüme için, açgözlülüğü baş tacı edinmiştir. Açgözlülüğün hayatın odak noktasına yerleştirilmesinin sonucu, seküler toplumlarda tüketim yoldan ve baştan çıkarıcı bir işlev yüklenmiştir.

Okumaya devam et “Bilgelerin denetiminden bilginlerin denetimine geçen dünyada bütün ahlaki değerler ayaklar altına alınır”

Tüketen ellerin tüketim açlığını üreten ellerin üretim tokluğuyla gidermek

İç dünya kültürünün insanların karınlarını, gözlerini yeni zenginliklere açarak doyurmanın temelleri, İslam’ın ilk yıllarında Son Peygamber ve Büyük Halifeleri tarafından atılmıştır. Yüzyıllardan beri bilinen ve sürekli yeni açılımlar kazanan olgunlaşma yolu, arayış içinde olan bütün insanlar tarafından benimsenmiştir. Öncülerin İhya, Füsus, Mesnevi gibi tekrar tekrar yorumlanan eserleri, dünyanın her yanında sevilir ve okunur. Onları izleyenler alın terlerinin, göz nurlarının karşılığından daha fazlasına imrenmeden yaşarlar. Ve tüketim ekonomisinin satın alma çağrılarına, kulak asmadan üretmediklerini tüketmezler.

Okumaya devam et “Tüketen ellerin tüketim açlığını üreten ellerin üretim tokluğuyla gidermek”

Görünmeyen silahları kuşanarak mahşer gününü yaşanan zamana taşımak

Dünya barışının yorulma bilmeyen mimarları, insanları dünya kardeşliğiğine çağıran, yol barış yoludur diyen iç dünyanın fatihleri olmuştur. Onlar dış dünyanın bilinen silahlarına karşı, iç dünyanın bilinmeyen silahlarını kuşanarak, bütün ülkelerde barışın koruyucuları olmuşlardır. Onların bulundukları her yerde, zorluklar kolaylıklara, nefretler sevgilere, kötülükler iyiliklere dönüşmüştür. Tarih boyunca silahlarla yürüyenler, silahlarla durdurulmuştur. Her dönemde toplumları görünen silahlardan önce, görünmeyen silahları donananlar değiştirmiştir. Onlar Musa Peygamberin asası gibi denizlerde yol açmışlardır.

Okumaya devam et “Görünmeyen silahları kuşanarak mahşer gününü yaşanan zamana taşımak”

Her dönemde toplumların dönüşmesinde içe dönük savaşlar dışa dönük savaşlardan çok daha önemli olmuştur

İslam tarihinde bir dönüm noktası olan, Hicret’in üzerinden bir yüzyıl geçmeden, Müslümanlar dünyayı bir hilal gibi kuşatmışlar. Hilalin bir ucu Çin’e uzanırken, bir ucu Pirene’leri aşarak, Fransa’nın içlerine kadar ulaşmıştır. İslam’ın tarihte eşi ve benzeri görülmedik bir hızla genişlemesi, askeri bir üstünlükten daha çok Allah’a inanmanın, Son Peygamberine bağlanmanın verdiği güçten kaynaklanmıştır. Allah sevgisini kazanan insanları, hiçbir zaman, hiçbir yerde yarı yolda bırakmamıştır.

Okumaya devam et “Her dönemde toplumların dönüşmesinde içe dönük savaşlar dışa dönük savaşlardan çok daha önemli olmuştur”

Arafat dağların Mekke şehirlerin İslam medeniyetlerin anasıdır

En sonda gelmesine rağmen en başta olan, İslam medeniyeti İki dünya medeniyetidir, Müslümanlar hiçbir zaman, “ya dünya ya ahiret” dememişler, her zaman “hem dünya hem ahiret” demişler. İslam medeniyetinde insanlık tarihinin sıfır noktası olan Mekke, bütün şehirlerin anası olarak bilinir. Dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar, soyları ve renkleri ne olursa olsun bütün Müslümanlar, Kur’an’ı kitapların, Mekke’yi şehirlerin, İslam’ı medeniyetlerin kaynağı olarak görürler.

Okumaya devam et “Arafat dağların Mekke şehirlerin İslam medeniyetlerin anasıdır”

Barış dünyasının silahlara güvenen yönetimlerden daha çok seçmenlere dayanan yönetimlere ihtiyacı vardır

İran’dan Sudan’a, Özbekistan’dan Cezayir’e kadar İslam dünyasında, dayatmacı yönetimlere karşı yapılan gösteriler, bütün dünyada, İslamcılık tartışmalarına büyük bir hız ve yoğunluk kazandırmıştır. Dünyada bir kesim aydınlar, siyasal İslam’ın sonunun geldiğini gündeme taşırken, bir kesim aydınlar da demokratik İslam’ın başladığını tartışmaya açıyorlar. Dünyadaki otokratik yönetimlerin, demokratik yönetimlere dönüşmesi, bütün aydınların gündeminde ilk sıralarda yer alıyor.

Okumaya devam et “Barış dünyasının silahlara güvenen yönetimlerden daha çok seçmenlere dayanan yönetimlere ihtiyacı vardır”

Kendisine bile demokrat olmayan Amerika dünyanın en büyük en dehşet verici demokrasi düşmanıdır

İslam dünyasının olduğu kadar Batı dünyasının da, geçen yüzyıllarda döşenmiş mayınlardan arındırılmasında, demokratik yönetimlerin hayati bir önemi vardır. Hristiyan ülkelerde olduğu gibi, Müslüman ülkelerde, katılımcı demokrasi kültürünü zenginleştirmek ve yeni boyutlar kazandırmak, Veysel’in deyişiyle: Gece ve gündüz gidilmesi gereken, uzun ve ince bir yoldur. İslam dünyasında doğmakta olan demokrasi hareketleri desteklenmezse, Amerika ve Avrupa ülkeleri kandan ve gözyaşından elbiseler giyerler.

Okumaya devam et “Kendisine bile demokrat olmayan Amerika dünyanın en büyük en dehşet verici demokrasi düşmanıdır”

Geleceğin mimarlarının bir elinde mesnevi bir elinde mukaddime olacaktır

Aydınlanma döneminden bu yana, dünyanın her ülkesinde kutsal kültürle, seküler kültür arasındaki ilişkiler sorgulanmaktadır. Aydınlanma rüzgarlarının yol açtığı dalgalanmalar karşısında, bütün dünyada kutsal kültür, seküler kültüre bütünüyle teslim olmuştur. Türkiye’nin tek parti yıllarında olduğu gibi, bütün ülkelerde kutsal kültürün değerleri, ekonomik, siyasal ve kültürel yapıdan, bir bir sökülüp atılmıştır. Sosyal bilimlerde normatif değerler unutulmuş, pozitif değerler hiç tartışılmadan kutsanmıştır.

Okumaya devam et “Geleceğin mimarlarının bir elinde mesnevi bir elinde mukaddime olacaktır”

Siyasette ekonomide kültürde doğruluktan terazi tutmak doğruluğu doğrulukla tartmak

Kutsal değerlerden bütünüyle arındırılmış ekonomik yapıların, ülkelerin üretim güçlerini büyütmesi, toplumun değişik kesimleri arasındaki gelir dengesizliklerini gidermesi mümkün değildir. Anadolu’da denildiği gibi: “Güneş balçıkla sıvanmaz.” Bu yüzden Nurettin Topçu Fransızların, karşılaştıkları kültürel ve ekonomik krizleri, Paris’in Sorbon meydanındaki Ogüst Kont’un büstünü kaldırıp, yerine Paskal’ın heykelini dikmediklerine bağlamaktadır.

Okumaya devam et “Siyasette ekonomide kültürde doğruluktan terazi tutmak doğruluğu doğrulukla tartmak”

Doğu’dan Batı’ya bütün dünyayı Venedik tacirlerinden kurtarmak

Seküler kültürün öncüleri Batı toplumlarıyla, kutsal kültürün öncüleri Doğu toplumlarını, birbirinden ayırmada, paraya bakışları turnusol kağıdı görevi yüklenir. Seküler kültürde para, hayatın varoluşunun yeri doldurulması mümkün olmayan, tek amacı olarak görülür. Kutsal kültürde paraya hayatı kolaylaştırmanın ve güzelleştirmenin araçlarından biri gözüyle bakılır. Hayatın her alanında, birinde para her şeyken, birinde bir şeydir.

Okumaya devam et “Doğu’dan Batı’ya bütün dünyayı Venedik tacirlerinden kurtarmak”

Yalnızca Amerika değil Rusya’dan çin’e bütün ülkeler büyük bir demokrasi sınavından geçiyor

İnsanlık tarihinin her döneminde, dinler yönetim kültürlerinin temelini ve ana kaynağını oluşturmuşlardır. Köklü bir dini gelenekleri olmayan devlet yönetimlerinin, uzun ömürlü ve kalıcı izler bıraktıkları görülmemiştir. Yirminci yüzyılda dinleri toplumların afyonu olarak gören, Marksist devrimlerin, bütün kutsal değerleri, ekonomik, siyasal ve kültürel hayatın dışına atmaya çalışmaları, dünyanın her ülkesinde, büyük şiddet fırtınaları estirmiştir. Kurallarıyla ve kurumlarıyla, kutsal değerlere toptan savaş açılmıştır.

Okumaya devam et “Yalnızca Amerika değil Rusya’dan çin’e bütün ülkeler büyük bir demokrasi sınavından geçiyor”

Bütün dünyada temsili demokrasilerin katılımcı demokrasilere ekonomik insanların etik insanlara dönüşme sancıları yaşanıyor

Seküler Batı Dünyasında, temsili demokrasilerin katılımcı demokrasilere, serbest pazar ekonomilerinin etik pazar ekonomilerine, inanmayan ekonomik insanların, inanan etik insanlara dönüşmemesinin doğurduğu, ekonomik, kültürel ve siyasal krizler yıldan yıla katlanarak artıyor. Fukuyama, “Liberal Demokrasi”nin ve “Pazar Ekonomisi”nin, insanlığın düşünce tarihi içinde ulaşılabilecek, son nokta olduğu öngörüsü gerçekleşmemiştir.

Okumaya devam et “Bütün dünyada temsili demokrasilerin katılımcı demokrasilere ekonomik insanların etik insanlara dönüşme sancıları yaşanıyor”