Müslüman ülkelerde demokratik yönetimi dünya demokrasi tarihini iyi bilen bilgeler zenginleştirir

Yirmi birinci yüzyılda dünyanın bütün ülkelerinde, demokrasi tartışmaları gündemlerde, ilk sıralarda yer alıyor. Sekülerlik gibi her ülkenin ekonomik, siyasal ve kültürel yapısına göre tanımladığı demokrasi, gelecek yıllarda Çin ve Rusya başta olmak üzere, bütün dünyada tartışılmaya devam edecektir. Amerika’nın başkanlıkla, Fransa’nın yarı başkanlıkla ve İngiltere’nin meclisle yönetiminin geliştirilmesi için, dünya üniversitelerinde araştırmalar devam ediyor.

Okumaya devam et “Müslüman ülkelerde demokratik yönetimi dünya demokrasi tarihini iyi bilen bilgeler zenginleştirir”

Müslüman ülkeler değişmeyen yöneticileri darbelerle değil katilimci demokratik yönetimlerle değiştirirler

Sanayi odaklı küre dünyanın demokratik dili gibi, bilgi odaklı kare dünyanın da, kendine özgü bir demokratik dili vardır. Sanayi yüzyılından bilgi yüzyılına, demokrasinin dili hızla değişiyor. Küre dünyanın demokratik dili, pozitif kültürün değerleriyle inşa edilmiştir. Çokluk içinde birliği yakalayan, sınırların önemsizleştiği, kare dünyanın demokratik dili ise, kutsal kültürün değerleriyle inşa edilecektir.

Okumaya devam et “Müslüman ülkeler değişmeyen yöneticileri darbelerle değil katilimci demokratik yönetimlerle değiştirirler”

Yeni yüzyılda dünya barışının güvencesi otokratik yönetimlerden önce demokratik yönetimler olacaktır

Avrupa’daki ve Amerika’daki saldırgan metafizik düşmanlığının, bütün dünyaya ödettiği en büyük fatura, dinle dünyayı birbirinden kesin sınırlarla ayırması olmuştur. Din ve dünya arasında aşılması zor tehlikeli mayınlar döşenmesi, Batı’da sekülerliği bir dünya dinine dönüştürmüştür. Ekonomik, siyasal ve kültürel hayat, kutsal değerlerden bütünüyle arındırılarak, fizik dünya metafizik dünyadan koparılmıştır. İki dünya arasındaki iletişim ve etkileşim kanalları baştan sona dinamitlenmiştir. Bu yüzden bütün dünyada, yeniden dinlere dönmenin sancıları yaşanmaktadır.

Okumaya devam et “Yeni yüzyılda dünya barışının güvencesi otokratik yönetimlerden önce demokratik yönetimler olacaktır”

Dünyada demokratik söyleme paylaşımcı ekonomiye katılımcı yönetime bilinmeyen açılımlar kazandırmak

Sanayi odaklı küre dünyanın demokratik söylemi gibi, bilgi odaklı kare dünyanın da, kendine özgü bir demokratik söylemi vardır. Sanayi yüzyılından bilgi yüzyılına, demokrasinin söylemi hızla değişmektedir. Küre dünyanın demokratik söyleminde, pozitif kültürün kavramları öne çıkmıştır. Kare dünyanın demokratik söyleminde ise, kutsal kültürün kavramları öne çıkacaktır.

Okumaya devam et “Dünyada demokratik söyleme paylaşımcı ekonomiye katılımcı yönetime bilinmeyen açılımlar kazandırmak”

Otokratik yönetimlerin güç kazandığı bir dönemde her ülke kendi demokrasisini kendisi inşa etmek zorundadır

Dünyada Çin’nin ve Rusya’nın otokratik yönetimlerinin, öne çıktığı bir dönemde, bütün ülkeler demokratik yönetimi geliştirme yolunda, yeni açılımlar yapmak zorundadır. Ancak söz konusu demokrasi olunca, daha önce söylenenleri tekrarlamak yerine, geliştirmek ve yeni boyutlar kazandırmak hayati önem taşıyor. Çünkü gizliliğin olmadığı kare dünyada, hiçbir ülkenin durduğu yerde değişmeden kalması mümkün değildir. Artık her ülke, ekonomik, siyasal ve kültürel varlığını koruyabilmek için, demokrasinin geleceğini geçmişinden daha güçlü kılmaya önem verme gereğini duyuyor.

Okumaya devam et “Otokratik yönetimlerin güç kazandığı bir dönemde her ülke kendi demokrasisini kendisi inşa etmek zorundadır”

Dünyada katılımcı Medine demokrasine yeni açılımlar kazandırmadan savaşların üstesinden hiçbir güç gelemez

Bilginin hiyerarşisinde Seküler Batı’da, metafizik dünyadan daha çok fizik dünyaya ağırlık verilmesi, kutsal kültürle seküler kültür arasındaki iletişim ve etkileşim kanallarını dinamitlemiştir. Seküler kültürün oluşturduğu düşünce ve yaşama paradigmasında, bilginin hiyerarşisi altüst olmuştur. Bilginin hiyerarşisinde normatif değerlerin yerine pozitif değerler geçmiştir. Hayatın her alanında, Marx’ın deyişiyle kutsal kültür, toplumların afyonu olarak görülmüştür.

Okumaya devam et “Dünyada katılımcı Medine demokrasine yeni açılımlar kazandırmadan savaşların üstesinden hiçbir güç gelemez”

Kare dünyada yerelleşerek küreselleşmesini küreselleşerek yerelleşmesini öğrenmek

Ekonomik, siyasal ve kültürel hayatın canlılığı, yerel düşünme, küresel davranma ustalığında gizlidir. İletişim ve ulaşım alanlarındaki gelişmelerle, dünyada gözden ve gönülden ırak olmak ortadan kalkmıştır. Sınırların önemsizleştiği için, her kurum ve kuruluş, ya yerel ya küresel değil, hem yerel hem küresel olmak zorundadır. Yerel kalmak yok olmaktır. Bilinen mantık ilkelerinin geçerlilik alanları daralmıştır.

Okumaya devam et “Kare dünyada yerelleşerek küreselleşmesini küreselleşerek yerelleşmesini öğrenmek”

Çuvaldızı kendi gözlerimize iğneyi başkalarının gözlerine batırarak katılımcı demokratik kültürü zenginleştirmek

Ülkelerin bütün dünyanın kabul ettiği göstergelerle ekonomik, siyasal ve kültürel çalışmaları sürekli değerlendirilir. Eleştiride can alıcı olan, değerlendirmelerin diğer toplumlarla karşılaştırmalı olarak yapılmasıdır. Bir ülke nerede durduğunu, nereye gitmek istediğini ve belirlediği hedefe nasıl ulaşacağını, sağlıklı olarak ortaya koymak istiyorsa, kıyaslanmaya hazır olması gerekir. Kıyaslama yapmadan, ülkelerin dünyadaki konumlarını değerlendirmek mümkün değildir.

Okumaya devam et “Çuvaldızı kendi gözlerimize iğneyi başkalarının gözlerine batırarak katılımcı demokratik kültürü zenginleştirmek”

Dünyayı hicret dünyası olarak görmeden vizyon kazanılmaz misyon yüklenilmez yenilik yapılmaz

Yirminci yüzyılın sonuna doğru, Doğu Avrupa’daki gelişmeler ve Sovyetler Birliği’nin dağılması, dünyadaki güç dengelerini baştan sona değiştiriyor. Yeni oluşan dengelerde, Atlantik ülkelerinin ekonomik güçleri azalırken, Pasifik ülkelerinin ekonomik güçleri artıyor. Uluslararası ekonomide Malezya’nın, Türkiye’nin, Endonezya’nın, Çin’in ve Brezilya’nın paylarını artırması, Türk Cumhuriyetleriyle birlikte, Müslüman ülkeleri, her alanda köklü yenilikler yapmaya zorluyor.

Okumaya devam et “Dünyayı hicret dünyası olarak görmeden vizyon kazanılmaz misyon yüklenilmez yenilik yapılmaz”

Gizliliğin ve kapalı kapıların olmadığı düz kare dünyanın demokrasilerinde statikliğe yer yoktur

Gece ve gündüz, merkez ve çevre, uzaklık ve yakınlık farkının olmadığı kare dünyanın bütün ülkelerinde bir arada yaşayan değişik kuşaklar, demokrasilerini zenginleştirme yolunda, yeni açılımlar yapmak zorundadırlar. Ancak söz konusu demokrasiler olunca, daha önce söylenenleri tekrarlamak yerine, yeni boyutlar kazandırmak ve yeni sözler söylemek çok büyük önem kazanmıştır. Hiçbir ülkede demokrasiler durdukları yerde sürekli kalamazlar. Her ülke, ekonomik, siyasal ve kültürel varlığını koruyabilmek için, yönetiminin geleceğini geçmişinden daha güçlü kılmak zorundadır.

Okumaya devam et “Gizliliğin ve kapalı kapıların olmadığı düz kare dünyanın demokrasilerinde statikliğe yer yoktur”

Avrupa’ya ve Amerika’ya karşı bilgelikten zülkarneyn seddi oluşturarak dinde zorlama yoktur demek

İnsanlık tarihi boyunca devam eden, iki medeniyetin, iki dünyanın Kıyamete kadar devam edecek, soğuk ve sıcak savaşları, gizliliğin olmadığı dijital dünyada, yeni bir döneme girmiştir. İslam’ın doğuş yıllarında Medine’de Hendek Savaşı’nda olduğu gibi, Müslüman ülkeler hendeğin hem dışından, hem içinden gelen tehditlerle karşı karşıyadır. Afganistan’dan Yemen’e Müslüman ülkeler Pentagon’nun “topyekun savaş” staretjisiyle, yerle bir edilmiştir.

Okumaya devam et “Avrupa’ya ve Amerika’ya karşı bilgelikten zülkarneyn seddi oluşturarak dinde zorlama yoktur demek”

Otokratik olmayan demokratik yönetimlerde çeşitlilik içinde uyuma ve düzene önem verilir

Anadolu’nun bilgiyi bilgeliğe dönüştüren bilgeleri, akıl sayısı kadar düşünce, gönül sayısı kadar sevgi vardır diyen,düşüce ve eylem dünyalarıyla, demokratik kültürlerini zenginleştirme yolunda, bütün ülkelere ışık tutuyor. Onlar çoğunluğun değerlerini yansıtan demokratik yönetimlere, serbest pazar ekonomisini etik pazar ekonomisine dönüştürmek için, yüzyılların birikimini taşıyan tarihin derinliklerinden sesleniyor.

Okumaya devam et “Otokratik olmayan demokratik yönetimlerde çeşitlilik içinde uyuma ve düzene önem verilir”

Darbelerde hukukun üstünlüğü ayaklar altına allanarak adalet dairesi paramparça edilir

Güzel hukuk güzel ağaç gibidir, kökleri yeryüzünde dalları gökyüzüne uzanır, hayatın her alanını kapsar. Nasıl politikacılar politikayı, generaller orduyu güçlendirirlerse, hukukcular da adaleti güçlendirirler. Politikanın yalnızca politikacılara, ordunun yalnızca generallere bırakılamayacağı gibi, adalet de yalnızca hukukculara bırakılamaz. Dünyanın bütün ülkelerde adalet temel hakların ve ana özgürlüklerin en büyük güvencesidir. “Adalet Dairesi” adaletle aksamadan işlerlik kazanır.

Okumaya devam et “Darbelerde hukukun üstünlüğü ayaklar altına allanarak adalet dairesi paramparça edilir”

Atina’nın ölü geçmişinden daha çok Medine’nin canlı geçmişine önem vermek

Seküler dünyada kutsal değerlerin, gündemden düşürülmesiyle oluşan siyasal yapılanmalarda, demokratik kuralların zenginleştirilmesi, demokratik kurumların geliştirilmesi, bütün ülkelerin karşı karşıya oldukları, sorunların başında gelmektedir. Dünyanın her ülkesinde, seçmensiz demokrasi isteyen yöneticiler, güvenlik sorunlarını büyüterek, katılımcı demokrasinin kuralları bir yana, temsili demokrasinin kurallarını da askıya almaktadırlar.

Okumaya devam et “Atina’nın ölü geçmişinden daha çok Medine’nin canlı geçmişine önem vermek”

Amerika ve batı dünyası silahla konuşanların yerine hakla hukukla düşünenlerin geçtiğini görmek zorundadır

Dünyada ülkeler arasındaki çatışmaların, doruk noktasına ulaştığı, yüzyılın, en büyük silahlı gücü Amerika’dır. Amerika’da Pentagon denizleriyle ve karalarıyla, dünyanın her yanına yetişebilecek bir ordunun yönetim merkezidir. Kendisini dünyanın başkenti olarak gören Washington’da, Pentagon Capitol’den beş kat daha büyük bir fiziksel altyapıya sahiptir. Her biri birer yüzen hava ve kara orduları olan uçak gemileriyle, Pentagon dünyanın bütün ülkelerine ulaşacak güçtedir.

Okumaya devam et “Amerika ve batı dünyası silahla konuşanların yerine hakla hukukla düşünenlerin geçtiğini görmek zorundadır”

Amerika dünyadaki ülkeler için yalnızca ulusalcı Amerikalılara bırakılmayacak kadar önemli devlettir

Dünyanın “Çağdaş Roma İmparatorluğu” Amerika, bütün dünyadan gelen göçmenlerin kurduğu, bir göçmenler ülkesidir. Kızılderililerin dışındaki Amerikalıların hepsi, Kolomb”tan sonra gelen Avrupalı yabancılardır. Amerika Afrikalıların bir Afrika’sı, İngilizlerin bir İngiltere’si, Almanların bir Almanya’sı, İspanyolların bir İspanya’sı, İtalyanların bir İtalya’sı, Yahudilerin bir İsrail’i, Çinlilerin bir Çin’i, Hindistanlıların bir Hindistan’ı, Pakistanlıların bir Pakistan’ı, Mısırlıların Bir Mısır’ı olan, büyük bir ülkeler ülkesidir. Amerika’nın geleceğinde beyaz Avrupalılar değil, siyah Afrikalılar vardır. Bu yüzden dünyanın en güçlü ülkesi Amerika, yalnızca Amerikalılar için değil, bütün dünya için önemlidir

Okumaya devam et “Amerika dünyadaki ülkeler için yalnızca ulusalcı Amerikalılara bırakılmayacak kadar önemli devlettir”

Ekonomilerin ve demokrasilerin en büyük düşmanları hiç değişmeyen sürekli liderlerdir

Yirmi birinci yüzyılda Batı ülkelerinin yol açtıkları, yıkıcı savaşlarla Müslüman ülkelerin, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri, baştan sona bir bir yok edilmiştir. Dünyanın en zengin, kültürel ve ekonomik kaynaklarına sahip olan ülkeler, her alanda en yoksul ülkeler konumuna düşmüşlerdir. Demokrasi düşmanı yönetimlere karşı, bütün ülkelerin demokratik kesimleri, işbirliği yapmazlarsa, dünyadaki savaşların sonu hiçbir zaman gelmeyecektir.

Okumaya devam et “Ekonomilerin ve demokrasilerin en büyük düşmanları hiç değişmeyen sürekli liderlerdir”

Toplumu devlet için değil devleti toplum için bilmek

İnsanlığın tarihine bakıldığında, toplumların devletleri, devletlerin toplumları güçlendirdikleri görülür. Tarih boyunca toplumlar devletlerin, devletler toplumların sürükleyici güçleri olmuştur. Devletlerle toplumlar arasında, sözlü ya da yazılı bir sözleşme vardır. Devletlerde yönetilenlerle yönetenler arasındaki, uyumun ve düzenin sağlanması, tarihin her döneminde, büyük önem taşımıştır. Devletlerin kurulmaları, büyümeleri ve yıkılmaları, bütün bilimlerin araştırma konusu olmuştur.

Okumaya devam et “Toplumu devlet için değil devleti toplum için bilmek”

Katılımcı demokrasilerde devletler daha az denetirler milletler daha çok üretirler

Devletler mevsimlere benzerler, yazları kışlar, kışları yazlar izler. Devletlerin sürekli yazları olmadığı gibi, sürekli kışları da yoktur. Devletleri kurumları, milletleri değerleri, ayakta tutarlar. Kurumlar milletlerin değerlerinden kaynaklanan, kurallarla yönetilirlerse uzun ömürlü olurlar. Değerlere dayanan kuralların gücü, zaman içinde geçerliliklerini korumalarından kaynaklanır. Devletlerde kurumsallaşmış yönetim, en köklü kurallardan beslenen yönetimdir.

Okumaya devam et “Katılımcı demokrasilerde devletler daha az denetirler milletler daha çok üretirler”

Ülkelerde çoğunluğun sesi yanlışta birleşmeyen sağduyunun sesidir

Dünyanın hiçbir yerinde otokratik yönetimlere yer olmayan Yirmi birinci yüzyılda, bütün demokratik ülkelerin, karşı karşıya oldukları sorunların başında,temsili demokrasiden katılımcı demokrasiye geçmek gelmektedir. Katılımcı demokratik yönetimlerin güç kazanmasıyla, katılımcı ekonomiye geçme çalışmaları da hız kazanacaktır. Bütün ülkelere açık, iletişim platformlarından yararlananların, sayılarının milyarları aşması, ekonomik, siyasal ve kültürel kuruluşları, çoğunluğun sesine kulak vermeye zorlamaktadır.

Okumaya devam et “Ülkelerde çoğunluğun sesi yanlışta birleşmeyen sağduyunun sesidir”