Yunus’un güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen şiirleri bütün ademoğullarının şiirleridir 

Şiir kelimelerle düşünceleri duygulara, duyguları düşüncelere dönüştürme ustalığıdır. Yağmur yüklü bulutlar gibi, düşünce yüklü duyguları anlatmada, hangi dilde yazıldığından daha çok, hangi gerçeğin dile getirildiği önemlidir. Güzel olan dil değil, yakalanan gerçektir. Gerçek olan ölümsüzdür, ölümsüz olan gerçektir. Gerçeğin şiirini yakalayan, hayatın şiirini yakalar. Hayat bir yok oluş değil, bir var oluştur.

Okumaya devam et “Yunus’un güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen şiirleri bütün ademoğullarının şiirleridir ”

Kare dünyanın her alanda çığır açıcıları Yunus gibi tüketmesini Sinan gibi üretmesini bilenler olacaktır 

Dünyanın geleceği, geçmişten çok farklı olacaktır. Dünya yeni yüzyılda, Amerika ve Avrupa dışında, Çin, Hint ve İslam dünyalarının yükselişini görecektir. Geçen yüzyıla Batı dünyası, damgasını vurmuştur, gelen yüzyıla ise, Doğu dünyası damgasını vuracaktır. Yeni yüzyılda Batı’nın bilim kültürü ağırlığını yitirirken, Doğu’nun kutsal kültürü ağırlık kazanacaktır. Düzleşen kare dünyanın insanı, hem Yunus’u hem Sinan’ı sevecektir. Ve Yunus gibi tüketecektir, Sinan gibi üretecektir.

Okumaya devam et “Kare dünyanın her alanda çığır açıcıları Yunus gibi tüketmesini Sinan gibi üretmesini bilenler olacaktır ”

Cumhuriyet’in kuruluşunun yeni bir yıldönümünde yerel düşünen küresel davranan girişimcilerle dünyaya açılmak 

Yuvarlak küreden düz kareye, dönüşen dünyanın pazarlarında, sağlam bir yer edinmenin yolu, kendi kültürünü unutmaktan değil, tam tersine sıkı sıkıya sarılmaktan geçiyor. Artık dünyada ülkeler değil, kültürler savaşıyor. Başka kültürlerle yarışmak için, dünyaya kapanmaktan daha çok, dünyaya açılmak hayati önem taşıyor. Kapalı toplumlar dünyanın en zengin hammadde kaynaklarına sahip olan Sovyetler Birliği gibi, üretim güçlerini yitirerek dağılıyorlar.

Okumaya devam et “Cumhuriyet’in kuruluşunun yeni bir yıldönümünde yerel düşünen küresel davranan girişimcilerle dünyaya açılmak “

Gönül insanı olan Anadolu insanının kimliğini Ibn Arabi Mevlana Yunus kültürü oluşturmuştur 

Türklerin tarihinde büyük bir misyon yüklenen, Anadolu insanı Türkiye’de, Orta Asya’da, Kafkaslar’da, Balkanlar’da, Kuzey Afrika’da ve Endülüs’te, yeniden doğan Hicaz insanıdır. İlk Müslümanlar gönülleriyle görürler, imkansızı düşünürler, imkansız eylemler yaparlar. Bu yüzden bütün dünyayı, değerlendirilecek bir kutlu emanet gibi görüler. Onların dilleri, soyları farklıdır, üstünlüğün soylarından değil, ölümsüzlüğü arayan yollarından geldiğine inanırlar.Onlar soy kardeşliğinden önce, kan kardeşliğine önem verirler.

Okumaya devam et “Gönül insanı olan Anadolu insanının kimliğini Ibn Arabi Mevlana Yunus kültürü oluşturmuştur “

Dünya barışının güvencesi Asya’dan Avrupa’ya giden Türkler gibi Doğu’dan alanlar Batı’ya verenler olacaktır

Türkiye yüzyılların içinde, Anadolu’da oluşan, kültürel ve ekonomik birikimiyle, hem bir Asya, hem de bir Avrupa ülkesidir. Türkiye’nin bin yıllık tarihinde, Asya’daki bilgi ve bilgelik birikimi kadar, Avrupa’daki düşünce ve eylem birikimi de önemli yer tutar. Türkler tarihlerinde hiçbir zaman ya Asya, ya Avrupa değil, hem Asya hem Avrupa demişlerdir. Türkler Asya’yı kültürün, Avrupa’yı ekonominin kaynağı olarak görmüşlerdir.

Okumaya devam et “Dünya barışının güvencesi Asya’dan Avrupa’ya giden Türkler gibi Doğu’dan alanlar Batı’ya verenler olacaktır”

Hem Doğu’nun hem Batı’nın ezeli ve ebedi bilgi ve bilgelik birikimini bütün boyutlarıyla düz kare dünyaya taşımak

Türkiye yüzyılların içinde, Anadolu’da oluşan, kültürel ve ekonomik birikimiyle, hem bir Asya, hem de bir Avrupa ülkesidir. Türkiye’nin bin yıllık tarihinde, Asya’daki bilgi ve bilgelik birikimi kadar, Avrupa’daki düşünce ve eylem birikimi de önemli yer tutar. Türkler tarihlerinde hiçbir zaman ya Asya, ya Avrupa değil, hem Asya hem Avrupa demişlerdir. Türkler Asya’yı kültürün, Avrupa’yı ekonominin kaynağı olarak görmüşlerdir.

Okumaya devam et “Hem Doğu’nun hem Batı’nın ezeli ve ebedi bilgi ve bilgelik birikimini bütün boyutlarıyla düz kare dünyaya taşımak”

Medya için siyah haberlerden önce beyaz haberler güzel haberlerdir

Medya ve kültür çok bilinmeyenli bir denklemdir. Medya kültüre, kültür medyaya yeni açılımlar kazandırır. Kültürsüz medya, medyasız kültür olmaz. “İletişim medyanın kendisidir” derken, Marshall Mc Luhan yanılıyor: Kültür medyanın kendisidir. Kültür hayata, hayat medyaya ışık tutar. İnsanın anlam arayışında, hayatın anlamlandırılmasında, yol gösterici olan kültürdür. Kültür hayatın bütünüdür. Hayat kültürün habercisidir.

Okumaya devam et “Medya için siyah haberlerden önce beyaz haberler güzel haberlerdir”

Aramızdan ayrılışının ikinci yıldönümümde serveti düşüncesi eylemi mirası olan Nuri Pakdil’i rahmetle anmak

Kudüs’ü elinde meşale gibi taşıyan, Kudüs sevdalısı, “Eylem yapıyorum öyleyse varım” diyen Nuri Pakdil, eylem yüklü düşünceleriyle, öncülüğünü ve kuruculuğunu yaptığı Edebiyat dergisiyle, Kapitalizmin ve Komünizmin rüzgarına kapılmayan, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu ve Sezai Karakoç’un Diriliş dergilerinin geleneğini sürdürmüştür.

Okumaya devam et “Aramızdan ayrılışının ikinci yıldönümümde serveti düşüncesi eylemi mirası olan Nuri Pakdil’i rahmetle anmak”

Takım oyununa dayanan bir yüzyılda iki akıl bir aklıdan iki yönetici bir yöneticiden daha hızlı daha doğru karar alır

Tarihin bütün dönemlerinde, kurum ve kuruluşlarda yöneticilerin belirlenmesi, yönetim bilimlerinde sürekli tartışılan konuların başında gelir. En büyük kuruluşun yönetiminden, en küçük kurumun yönetimine kadar, her yerde yönetim, bir yarışma, bir çatışma ve bir uzlaşma alanıdır. Nerede olursa olsun, her yönetimin amacı, iyilikleri özendirmek, kötülükleri önlemek, kurum ve kuruluşlarda bütünlüğü ve sürekliliği sağlamaktır.

Okumaya devam et “Takım oyununa dayanan bir yüzyılda iki akıl bir aklıdan iki yönetici bir yöneticiden daha hızlı daha doğru karar alır”

Ekonomik ve kültürel dünyada mülk zengini olmaktan daha çok dost zengini olmak önemlidir

Necati Öner, Karl Jaspers’den esinlenerek Felsefeyi “Yolda olmak” olarak tanımlar. Yalnızca Felsefe değil, düşünce ve eylem boyutlarıyla, hayat da yolda olmaktır. Aşılmaz dağları aşarak, yitirilen Cennet’e giden yollar, dostlarla bulunur. İnsanlar arasındaki dostluklar, yollarda yeni boyutlar kazanır. Anadolu insanının kültüründe, elde olmayan soy kardeşliği değil, elde olan yol kardeşliği önemlidir.

Okumaya devam et “Ekonomik ve kültürel dünyada mülk zengini olmaktan daha çok dost zengini olmak önemlidir”

N. Topçu C. Ökten M. Z. Kotku cumhuriyet döneminde dünya bilgi birikimini bilgeliğe dönüştüren üç bilgedir

Bağrında taşıdığı bütün varlıklarla, doğal hayatın sularla canlılık kazanması gibi, her yönüyle kültürel hayat da, bilge insanlarla yeni boyutlar kazanır. Nasıl yağmurlar doğal kaynakların geleceklerinin güvenceleri ise, toplumların geleceklerinin güvenceleri bilge insanlardır. Dünyanın her yerinde bilge insanlar, ülkelerin ürün, hizmet ve bilgi üretme gücünün, ana dinamiğini oluştururlar.

Okumaya devam et “N. Topçu C. Ökten M. Z. Kotku cumhuriyet döneminde dünya bilgi birikimini bilgeliğe dönüştüren üç bilgedir”

“Mesnevi etkisi”yle silahlananların karşısında hiçbir güç duramaz

Anadolu insanının düşünce ve eylem dünyasında, Mevlana’nın doldurulamaz bir yeri ve vazgeçilemez bir önemi vardır. Türklerin bin yıllık anavatanı Anadolu’nun, taşı ve toprağı Mesnevi ile yoğurulmuştur. Mesnevi kıyısız bir denize benzer, okuyan herkes onda kendini görür, kendini bulur. Mesnevi yağmur gibidir, Anadolu toprağına canlılık kazandırmış ve verimli kılmıştır. Mevlana iki dünyayı birbirinden ayırmayanların ve iki dünyada, güzel olmak isteyenlerin sultanıdır.

Okumaya devam et ““Mesnevi etkisi”yle silahlananların karşısında hiçbir güç duramaz”

Gizliliğin olmadığı kare dünya üniforma giyenlerin değil forma giyenlerin başarılı olduğu dünyadır

Dünyada insanlık tarihi boyunca, hiyerarşik kuruluşların başında ordular gelir. Tarihin her döneminde, orduların hiyerarşik yapıları, bütün kurumların, kuruluşların değişmez örnekleri olmuştur. Her hiyerarşik kuruluşta, tek tepe noktası olur. Tabanı geniş olan hiyerarşik kuruluşlarda, yukarı doğru çıkıldıkça sayılar azalır, tepe noktasında yalnızca bir yönetici vardır. Yukarıdan bakıldığında, geniş taban görülmez.

Okumaya devam et “Gizliliğin olmadığı kare dünya üniforma giyenlerin değil forma giyenlerin başarılı olduğu dünyadır”

Gizliliğin olmadığı kare dünyada devletleri ordularından önce adil yönetimleri ayakta tutar

Üç kıtada geniş bir alana yayılan, Osmanlı coğrafyasındaki savaşlar, dünya barışının güvencesinin ordulardan önce, adil yönetimlerin olduğunu göstermiştir. Yirmi birinci yüzyılda, savaş dünyasının yerine, barış dünyasının geçmesi, ülkeleri orduların değil, adil yönetimlerin ayakta tuttuğunu, bütün dünyanın gündemine taşımıştır.Duvarların yıkıldığı dünyada devletlerin, savaştan daha çok barışa yatırım yapmaları, büyük önem kazanmıştır.

Okumaya devam et “Gizliliğin olmadığı kare dünyada devletleri ordularından önce adil yönetimleri ayakta tutar”

İslamın kurumları ve kaynakları demokrasinin dışında değil üstündedir

Yüzyıllardan beri otokratik yönetimlere karşı, geliştirilmeye çalışılan demokratik yönetimler, bütün ülkelerin gündeminde önemli yer tutuyorlar. Dünya nüfusunun önemli bir kesiminin, yoksulluk sınırının altında yaşadığı Yirminci yüzyılda, yönetimlerin önemi katlanarak artıyor. Bütün ülkelerde katılımcı yönetimlerin, paylaşımcı ekonomilerin geliştirilmesinde, atılması gereken adımlar ve yapılması gereken çalışmalar tartışılıyor.

Okumaya devam et “İslamın kurumları ve kaynakları demokrasinin dışında değil üstündedir”

İslamın değişmeyen değerleri demokrasinin değişen kurallarıyla çatışmaz 

Türk ve İslam dünyasında demokrasi, istenen ve beklenen düzeyde araştırılmamıştır. İslam dünyasındaki Müslüman demokratlar, dünyadaki Hristiyan demokratlarla, yardımlaşma, dayanışma ve görüş alışverişinde bulunma yolunda adım atmada yavaş davranıyorlar. Oysa demorasiye dayalı katılımcı yönetim, pazara dönük paylaşımcı ekonomi, insanların temel hakları ve özgürlükleri, bütün ülkelerin çözüm bekleyen ortak sorunlardır.

Okumaya devam et “İslamın değişmeyen değerleri demokrasinin değişen kurallarıyla çatışmaz “

Küreden kareye dönüşen küçük dünyada dünün başarıları yarının başarılarının güvencesi olmayacaktır

Gizliliği ortadan kaldıran küreselleşme sanayileşme gibi, her alanda büyük değişmelere yol açan, köklü bir dönüşümdür. Bunun için, küreselleşmeyle gündeme gelen fırsatlar ve tehditler, her ülkede ayrıntılı araştırmaların konusu olmaktadır. Çünkü bütün ülkeleri birbirine yakınlaştıran küreselleşme rüzgarlarından etkilenmeyecek, hiçbir ülke, hiçbir kurum ve hiçbir kuruluş yoktur. Bu yüzden, her ülke, her kurum ve her kuruluş, küreselleşmenin tetiklediği trendlere uyum sağlamak zorundadır.

Okumaya devam et “Küreden kareye dönüşen küçük dünyada dünün başarıları yarının başarılarının güvencesi olmayacaktır”

Mesnevi’ye ve mukaddime’ye dayanarak Müslüman ülkelerde yeni bir demokratik dil oluşturmak

Sanayi odaklı küre dünyanın demokratik dili gibi, bilgi odaklı kare dünyanın da, kendine özgü bir demokratik dili vardır. Sanayi yüzyılından bilgi yüzyılına, demokrasinin dili hızla değişiyor. Küre dünyanın demokratik dilinde, pozitif kültürün kavramları öne çıkarken, kare dünyanın demokratik dilinde ise, kutsal kültürün kavramları öne çıkıyor.

Okumaya devam et “Mesnevi’ye ve mukaddime’ye dayanarak Müslüman ülkelerde yeni bir demokratik dil oluşturmak”

İki dünyada kurtuluşa ermede dinlerin işlevi toplumları uyutmak değil uyanık tutmaktır

İnsanlık tarihi boyunca dinler, üretim ve yönetim kültürünün ana kaynağını oluşturmuşlardır. Köklü inanç gelenekleri olmayan toplumların, kurdukları devletler uzun ömürlü olmamıştır. Dinleri toplumların afyonu olarak gören yönetimlerin, kutsal değerleri ekonomik, siyasal ve kültürel hayatın dışına atmaya çalışmaları, bütün ülkelerde büyük şiddet fırtınaları estirmiştir. Kutsal kültürün kurumlarına ve kurallarına savaş açılmıştır.

Okumaya devam et “İki dünyada kurtuluşa ermede dinlerin işlevi toplumları uyutmak değil uyanık tutmaktır”

Dünyayı işleri güzel yapanlar değil güzel işleri yapanlar yaşanır kılarlar

Bütün ülkeleriyle dünya, işlerini güzel yapanların değil, güzel işleri yapanların çoğalmasıyla yaşanır kılınır. Güzel işleri yapanlar ekonomik, siyasal ve kültürel hayatın, güzel yanlarını görmesini bilenlerdir. Güzellik alıp, güzellik satmayanlar, güzelliği güzellikle tartmayanlar, yeryüzündeki güzelliği yakalayamazlar. Dünyayı güzelleştirenler, zamanla güzelliğini yitirmeyenlerdir. Zamanla kaybolan güzellik, güzellik değildir.

Okumaya devam et “Dünyayı işleri güzel yapanlar değil güzel işleri yapanlar yaşanır kılarlar”