Başarı akıl terinin göz nurunun el emeğinin ödülüdür

Ahilik Anadolu insanının yüzyıllar önce, kaliteli ürün ve hizmet üretmeyi teşvik etmek amacıyla, üreticilerin kurup geliştirdiği bir kurumdur. Ahiler hayat ve güç kaynağı şehirlerde, değişik alanlarda üretimi geliştirmek için, üreticiler arasında dayanışmyıa ve yardımlaşmayı sağlayan öncülerdir. Onlar üreticiyle birlikte, tüketicinin haklarını koruyan, iyilikleri özendiren, kötülükleri önleyen, dönemlerinin başarılı sivil toplum kuruluşlarıdır.

Okumaya devam et “Başarı akıl terinin göz nurunun el emeğinin ödülüdür”

Hayatın her alanında ekonomik zenginlik kültürel derinlikle kazanılır 

Gündüzün geceyle, gecenin gündüzle iç içe olduğu gibi, kültür ekonomiyle, ekonomi de kültürle iç içedir. Kültür ve ekonomi et ve tırnağa benzer. Nasıl tırnak etten ayrılmazsa, ekonomi de kültürden ayrılmaz. Kültür ve ekonomi hayatın iki yüzüdür. Her kültürel çalışmanın, bir ekonomik boyutu olduğu gibi, her ekonomik çalışmanın bir kültürel boyutu vardır. Bunun için hiç kimse, ya kültür ya ekonomi diyemez. Herkes hem kültür, hem de ekonomi demek zorundadır. 

Okumaya devam et “Hayatın her alanında ekonomik zenginlik kültürel derinlikle kazanılır “

İnsanların sınırsız isteklerini sınırlı ihtiyaçlarıyla sınırlamak

Kültür ve ekonomi, kişisel ve toplumsal hayatın, birbirinden bağımsız olmayan iki ana boyutudur. İki boyutun oluşturduğu alanda, insanın istekleriyle ihtiyaçları birbirleriyle hem yarışırlar, hem de çatışırlar. İnsanın her isteği, bir yanıyla ihtiyaçtır. Her ihtiyacı da bir yanıyla istektir. Bir tüketim konusunun, ne oranda ihtiyaç, ne oranda da istek olduğunu, ekonomiden daha çok kültür belirler. İnsanların isteklerini, ekonomiden önce, kültür sınırlar.

Okumaya devam et “İnsanların sınırsız isteklerini sınırlı ihtiyaçlarıyla sınırlamak”

Bir dünyada iki dünyayı altın oranda harmanlamak

Dünyanın her yanında, insanların tüketim düzeylerini artırma yolunda, yapılan her yatırım ve atılan her adım, fizik dünyayla metafizik dünya arasındaki duvarları sağlamlaştırıyor. Oysa yaşanabilir bir hayat ve sürdürülebilir bir tüketim için, iki dünya arasındaki duvarların güçlendirilmesi değil, baştan sona bütünüyle yıkılması gerekir. Çünkü bütün krizler, iki dünya arasındaki aşılmaz duvarlardan kaynaklanmaktadır.

Okumaya devam et “Bir dünyada iki dünyayı altın oranda harmanlamak”

Yalnız ekonomiyle yaşanmaz ekonomi gereklidir ancak yeterli değildir 

Bir toplumun üretim gücünün büyütülmesi, kimseye haksızlık yapılmadan, üretilen bilgilerin, ürünlerin ve hizmetlerin paylaşılması, bütün ülkelerin ana sorunudur. Toplumların üretim gücünü büyütme ve üretimi paylaşma yöntemleri, yüzyıllar içinde büyük değişiklikler göstermiştir. Ancak kaynakları değerlendirme ve ihtiyaçları karşılama sorunları, her zaman olmuştur, olmaya devam edeceklerdir.

Okumaya devam et “Yalnız ekonomiyle yaşanmaz ekonomi gereklidir ancak yeterli değildir “

Kültürleri derin olmayan toplumların ekonomileri zengin olmaz

Yirminci yüzyılın ilk yarısında, birbirini izleyen iki dünya savaşıyla, Avrupa ülkeleri bütün altyapı yatırımlarını yitirdiler. Onlar savaşlar sonrasında, kültürel kaynaklarına dayanarak, ekonomilerini yeniden inşa etmeyi başardılar. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında da, Müslüman ülkeler iç ve dış savaşlarla, yakıldılar ve yıkıldılar. Birbirini büyüten savaşlar, doğal kaynak zengini ülkeleri, temel ihtiyaçlarını karşılamayan ülkelere dönüştürdüler.

Okumaya devam et “Kültürleri derin olmayan toplumların ekonomileri zengin olmaz”

Dünyanın her ülkesinde sular canavar ruhlu insanların ellerinde canavarlaşırlar

Kültür ve ekonomi arasında, dayanışma ve yardımlaşmanın yolunu açmadan, insan ve tabiat arasında, uyum ve dengenin sağlanmas mümkün değildir. Nasıl kültür ekonomiyi bağrında taşırsa, tabiat da insanı bağrında taşır. Tabiat olmadan insan, insan olmadan hayat olmaz. Seyit Hüseyin Nasr’ın “İnsan ve Tabiat” kitabında vurguladığı gibi, varoluşun anlamı tabiatta gizlidir. İnsan tabiatın bağrından gelmiştir, yine tabiatın bağrına dönecektir. Tabiattan uzaklaşan hayattan uzaklaşır.

Okumaya devam et “Dünyanın her ülkesinde sular canavar ruhlu insanların ellerinde canavarlaşırlar”

Doğu’dan Batı’ya dünya serbest pazar ekonomisini etik pazar ekonomisine dönüştürmek zorundadır

İnsanlığın bilgi ve bilgelik birikimi içinde, etik değerlerin önemi sürekli vurgulanmıştır. Ancak Batı dünyasında estirilen pozitivist rüzgarlarla, Ekonomi başta olmak üzere, bütün bilimler sekülerleştirilmeye çalışılmıştır. Bilimin kutsallaştırılması ve etik ilkelerin ekonomik gelişmelerin, önündeki engeller olarak görülmesi, dünya üniversitelerinde etikle ilgili derslere, yer açılmasını geciktirmiştir. Yirminci yüzyıldaki gelişmeler, etiği bütün bilimlerin ana çalışma konusu haline getirmiştir.

Okumaya devam et “Doğu’dan Batı’ya dünya serbest pazar ekonomisini etik pazar ekonomisine dönüştürmek zorundadır”

Kapitalizmin ve komünizmim ömrünü tamamladığı dünyada paylaşımcı ekonomi katılıma açık ekonomidir

Ekonomilerin yapısındaki ve kültürlerin dokusundaki gelişmeler, dünyadaki Sağ ve Sol yaklaşımlar arasındaki farkları bütünüyle ortadan kaldırmıştır. Bütün ülkelerde üreticilerle birlikte, tüketicilerin yol açtıkları küresel sorunlar tartışılıyor. Dünyanın karşı karşıya olduğu, siyasal ve finansal krizler, üretimde ve tüketimde sınır tanımayanlardan kaynaklanmaktadır. Yeryüzünün sınırlı kaynaklarıyla, sınırsız büyüme peşinde koşanlar, dünyanın bütün dengelerini altüst etmektedirler.

Okumaya devam et “Kapitalizmin ve komünizmim ömrünü tamamladığı dünyada paylaşımcı ekonomi katılıma açık ekonomidir”

Ekonomik hayatın merkezinde kimsenin kimseyi aldatmadığı herkese açık pazar vardır

Pazarlar tarih boyunca, toplumların ekonomik, siyasal ve kültürel zenginliklerini, yansıtan alanlar olmuştur. Toplumların canlılıkları, alıcılarla satıcıların el ele verdikleri pazarlardan kaynaklanır. Tarım toplumlarından, bilgi toplumlarına kadar, bütün ülkelerin ekonomilerinde, pazarlar vazgeçilmez bir işlev yüklenirler. İbn Haldun’dan beri devletlerin, pazarlarda yer almalarının ve fiyatları belirlemelerinin, ekonomiye olan, olumlu ve olumsuz etkileri tartışılmaktadır.

Okumaya devam et “Ekonomik hayatın merkezinde kimsenin kimseyi aldatmadığı herkese açık pazar vardır”

Ülkeler dünya pazarlarına kusursuz üretim yapan kuruluşlarıyla açılırlar

Kuruluşların olduğu kadar, ülkelerin başarısı da, dış dinamiklerden daha çok, iç dinamiklerden kaynaklanır. Dünyanın hiçbir yerinde başarı ya da başarısızlık kendiliğinden ortaya çıkmaz. Bir ülke ya da kuruluşun başarısının olduğu gibi, başarısızlığının da köklü kaynakları vardır. Bütün kuruluşlarıyla birlikte, ülkeleri çökerten dinamikler, dışarıdan önce içeride aranmalıdır. Ülkeler ve kuruluşlar, korkuları ve düşmanlıkları körükleyerek, başarısızlıklarının sorumluluğunu başkalarına yükleyemezler.

Okumaya devam et “Ülkeler dünya pazarlarına kusursuz üretim yapan kuruluşlarıyla açılırlar”

İslam dünyaya muharebeyle değil mudarebeyle yayılmıştır

Dünyanın her yanında, ortaklık kültürü zengin olan toplumların, ürün, hizmet ve bilgi üretme güçleri büyük olmuştur.Ortaklık yapmasını bilenler, hayatın her alanında yardımlaşmasını, dayanışmasını ve paylaşmasını bilirler. Onlar ellerindeki sınırlı kaynakları değerlendirmesini bildikleri için, hiçbir zaman yoksul düşmezler. Bütün ülkelerde ortaklık şemsiyesi altında bir araya gelen herkes, üretim gücüne derinlik kazandırarak, el açan değil, el açılan olur.

Okumaya devam et “İslam dünyaya muharebeyle değil mudarebeyle yayılmıştır”

Her ülkede yerken yalnız yiyenler yüklerini yalnız taşırlar

Ekonomik, siyasal ve kültürel boyutlarıyla, hayata değer katmanın, insanların değerini artırmanın, genel geçer yol ve yöntemi, üzerine uzanan ellerin çok olduğu, geniş sofralar açmaktır. Toprağı derviş öyküleriyle mayalanan Anadolu’da, insanların gönülleri, sofraları ve evleri dostlarına sürekli açıktır. Anadolu insanı, bir kişilik sofrada iki kişinin, iki kişilik sofrada dört kişinin, üç kişilik sofrada dokuz kişinin, doyacağına bütün gönlüyle inanır. Sofraların üstsel olarak büyüyen bir bereketi vardır.

Okumaya devam et “Her ülkede yerken yalnız yiyenler yüklerini yalnız taşırlar”

Dünya diyalektik düşünceyi Hegel’den Marx’tan değil Mevlana’dan öğrenmiştir

Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de, iyiliklerle kötülüklerin birbirine karıştığı, her alanda, büyük bir karmaşa yaşanıyor. Doğu’dan Batı’ya, bütün ülkelerde, beklenmeyen gelişmeler, birbirini izliyor. Irak’ın ve Afganistan’ın ekonomik yapıları yıkılırken, Malezya’nın ve Türkiye’nin ekonomik yapıları güçleniyor. Zenginlikler yoksullukları, yoksulluklar zenginlikleri, iyilikler kötülükleri, kötülükler iyilikler yapılarında taşıyorlar.

Okumaya devam et “Dünya diyalektik düşünceyi Hegel’den Marx’tan değil Mevlana’dan öğrenmiştir”

Kültür gökyüzünün ekonomi yeryüzünün kaynaklarıyla yeni açılımlar kazanır

Kültür ve ekonomi bir dünyanın, biri gökyüzünden biri de yeryüzünden beslenen iki ayrı alanıdır. Kültür gökyüzünden, ekonomi yeryüzünden güç alır. Kültür ekonominin, ekonomi de kültürün, hayat kaynağıdır. Kültür ekonominin gören gözü, ekonomi de kültürün tutan elidir. İnsanlara gören göz olan kültürle birlikte, tutan el olan ekonomi, hayat kaynağı havuzlara, durup dinlenmeden kova kova su taşırlar.

Okumaya devam et “Kültür gökyüzünün ekonomi yeryüzünün kaynaklarıyla yeni açılımlar kazanır”

Arvasi ile Necip Fazıl Kotku ile Turgut Özal yirminci yüzyıl Anadolu’suna damgasını vuranların önünde gelirler

Tarihin her döneminde liderler, toplumların gönül zenginlikleriyle, akıl zenginliklerini altın oranda kucaklaştırarak, kültürel dokuyu ve ekonomik yapıyı dönüştürmüşlerdir. Toplumların dönüşüm sürecinde, gönül zenginliği akıl zenginliğine, akıl zenginliği gönül zenginliğine yeni açılımlar kazandırır. Gönül zenginliğiyle akıl zenginliği arasında, karşılıklı bir iletişim ve bir etkileşim vardır. Gönül dünyasında ekilenler, akıl dünyasında, akıl dünyasında ekilenler, gönül dünyasında biçilirler. İki dünyada birden ekilmeyenler, iki dünyada birden biçilmezler.

Okumaya devam et “Arvasi ile Necip Fazıl Kotku ile Turgut Özal yirminci yüzyıl Anadolu’suna damgasını vuranların önünde gelirler”

Dünyanın bütün ülkelerinde erdemli insanları ekonomik siyasal kültürel hayatın içine çekmek

İnsanlar hayatın, ekonominin ve dünyanın merkezinden alınarak, yerine pazar mekanizması ya da tam rekabet modelini yerleştirilir ve sistemin çalışması, yalnızca ekonomik insana bırakılırsa, büyük balıkların küçük balıkları yuttukları, kıran kırana işleyen bir ekonomik yapı ve kültürel doku ortaya çıkar. Güçlünün güçsüzü ezdiği, kaynakların belirli ellerde toplandığı, insanın gönül yanının hiç önemsenmediği bir ekonomik dünya oluşur. Geçmişin hiçbir döneminde insanlar, ahlak ilkelerinden böylesine koparılmamıştır. Yoksa arz ve talep yasaları, insanların var oldukları her yerde yürürlüktedir.

Okumaya devam et “Dünyanın bütün ülkelerinde erdemli insanları ekonomik siyasal kültürel hayatın içine çekmek”

Yalınlıktan güzel elbiseler giyenler hiçbir zaman yoksul düşmezler

İster ekonomik, ister siyasal, isterse de kültürel olsun, hayatın her alanında savurganlık gösterişten, derinlik yalınlıktan kaynaklanır. Tüketimde gösteriş savurganlığı, üretimde yalınlık tasarrufu özendirir. Hayatın hangi alanında olursa olsun, açgözlülük savurganlığın, tokgözlülük yalınlığın kapılarını sonuna kadar açar. Tokgözlü toplumlar, gösteriş harcamalarından kaçınırken, açgözlüler gösteriş harcamalarında yarışırlar.

Okumaya devam et “Yalınlıktan güzel elbiseler giyenler hiçbir zaman yoksul düşmezler”

Doğu batı farkının ortadan kalktığı kare dünyada eğitim her alanda öğreterek öğrenmek öğrenerek öğretmektir

Kare dünyanın kültürel dokusuna ve ekonomik yapısına, yeni açılımlar kazandıracak olanlar, öğretmekte olduğu kadar öğrenmekte, yeni yaklaşımlar geliştiren eğitim kurumlarıdır. Öğrenmeyi ve öğretmeyi, eğitim kurumlarının dışına çıkararak, çevreleriyle alışveriş içinde olan, öğrenmesini ve öğretmesini öğrenen eğitim kurumları, ülkeleriyle birlikte bütün dünyanın bilgi ve bilgelik birikimine katkıda bulunurlar. Onlar bilgiyi zenginleştirirken, toplumların üretim gücünü de zenginleştirirler.

Okumaya devam et “Doğu batı farkının ortadan kalktığı kare dünyada eğitim her alanda öğreterek öğrenmek öğrenerek öğretmektir”

Dünyanın bütün ülkelerinde etik pazar ekonomisi her zaman serbest pazar ekonomisinden üstündür

Dünyanın kaynakları sınırsız, insanların istekleri sınırlı olsa, ülkeler arasında, üretmek ve tüketmek, böylesine önemli olmayacaktır. Yunus’un deyişiyle , bütün insanlar varlığa sevinmeyeceklerdir, yokluğa yerinmeyeceklerdir. Başta ekonomi bilimi olmak üzere, bütün bilimler insanların isteklerinden daha çok, ihtiyaçlarını karşılamaya odaklanacaklardır. Ancak dünyanın kaynakları sınırlı, insanların istekleri sınırsızdır.

Okumaya devam et “Dünyanın bütün ülkelerinde etik pazar ekonomisi her zaman serbest pazar ekonomisinden üstündür”