Karadeniz’de barış olursa Akdeniz’de savaş olmaz

İstanbul Türklerin Avrupa’ya, Kazan Rusların Asya’ya açılma kapıları olmuştur. Avrupa ve Asya ekseninde, Türkiye ve Rusya iki vazgeçilmez ülkedir. Ekonomik ve kültürel alanlarda Türkiye’nin Avrupa, Rusya’nın Asya ülkeleriyle işbirliği yapmalarında Karadeniz en önemli ortak alanı oluşturuyor. Bölge ülkeleri Karadeniz çevrenizde güç kazanmak için, yüzyıllar boyunca birbirleriyle hem yarıştılar, hem savaştılar. Yirmi birinci yüzyılda Karadeniz, bütün dünyayı dostluğa ve barışa davet ediyor.

Okumaya devam et “Karadeniz’de barış olursa Akdeniz’de savaş olmaz”

Her ülkede yerken yalnız yiyenler yüklerini yalnız taşırlar

Ekonomik, siyasal ve kültürel boyutlarıyla, hayata değer katmanın, insanların değerini artırmanın, genel geçer yol ve yöntemi, üzerine uzanan ellerin çok olduğu, geniş sofralar açmaktır. Toprağı derviş öyküleriyle mayalanan Anadolu’da, insanların gönülleri, sofraları ve evleri dostlarına sürekli açıktır. Anadolu insanı, bir kişilik sofrada iki kişinin, iki kişilik sofrada dört kişinin, üç kişilik sofrada dokuz kişinin, doyacağına bütün gönlüyle inanır. Sofraların üstsel olarak büyüyen bir bereketi vardır.

Okumaya devam et “Her ülkede yerken yalnız yiyenler yüklerini yalnız taşırlar”

Dünya diyalektik düşünceyi Hegel’den Marx’tan değil Mevlana’dan öğrenmiştir

Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de, iyiliklerle kötülüklerin birbirine karıştığı, her alanda, büyük bir karmaşa yaşanıyor. Doğu’dan Batı’ya, bütün ülkelerde, beklenmeyen gelişmeler, birbirini izliyor. Irak’ın ve Afganistan’ın ekonomik yapıları yıkılırken, Malezya’nın ve Türkiye’nin ekonomik yapıları güçleniyor. Zenginlikler yoksullukları, yoksulluklar zenginlikleri, iyilikler kötülükleri, kötülükler iyilikler yapılarında taşıyorlar.

Okumaya devam et “Dünya diyalektik düşünceyi Hegel’den Marx’tan değil Mevlana’dan öğrenmiştir”

Kültür gökyüzünün ekonomi yeryüzünün kaynaklarıyla yeni açılımlar kazanır

Kültür ve ekonomi bir dünyanın, biri gökyüzünden biri de yeryüzünden beslenen iki ayrı alanıdır. Kültür gökyüzünden, ekonomi yeryüzünden güç alır. Kültür ekonominin, ekonomi de kültürün, hayat kaynağıdır. Kültür ekonominin gören gözü, ekonomi de kültürün tutan elidir. İnsanlara gören göz olan kültürle birlikte, tutan el olan ekonomi, hayat kaynağı havuzlara, durup dinlenmeden kova kova su taşırlar.

Okumaya devam et “Kültür gökyüzünün ekonomi yeryüzünün kaynaklarıyla yeni açılımlar kazanır”

Arvasi ile Necip Fazıl Kotku ile Turgut Özal yirminci yüzyıl Anadolu’suna damgasını vuranların önünde gelirler

Tarihin her döneminde liderler, toplumların gönül zenginlikleriyle, akıl zenginliklerini altın oranda kucaklaştırarak, kültürel dokuyu ve ekonomik yapıyı dönüştürmüşlerdir. Toplumların dönüşüm sürecinde, gönül zenginliği akıl zenginliğine, akıl zenginliği gönül zenginliğine yeni açılımlar kazandırır. Gönül zenginliğiyle akıl zenginliği arasında, karşılıklı bir iletişim ve bir etkileşim vardır. Gönül dünyasında ekilenler, akıl dünyasında, akıl dünyasında ekilenler, gönül dünyasında biçilirler. İki dünyada birden ekilmeyenler, iki dünyada birden biçilmezler.

Okumaya devam et “Arvasi ile Necip Fazıl Kotku ile Turgut Özal yirminci yüzyıl Anadolu’suna damgasını vuranların önünde gelirler”

Yalınlıktan güzel elbiseler giyenler hiçbir zaman yoksul düşmezler

İster ekonomik, ister siyasal, isterse de kültürel olsun, hayatın her alanında savurganlık gösterişten, derinlik yalınlıktan kaynaklanır. Tüketimde gösteriş savurganlığı, üretimde yalınlık tasarrufu özendirir. Hayatın hangi alanında olursa olsun, açgözlülük savurganlığın, tokgözlülük yalınlığın kapılarını sonuna kadar açar. Tokgözlü toplumlar, gösteriş harcamalarından kaçınırken, açgözlüler gösteriş harcamalarında yarışırlar.

Okumaya devam et “Yalınlıktan güzel elbiseler giyenler hiçbir zaman yoksul düşmezler”

Dünyanın bütün ülkelerinde etik pazar ekonomisi her zaman serbest pazar ekonomisinden üstündür

Dünyanın kaynakları sınırsız, insanların istekleri sınırlı olsa, ülkeler arasında, üretmek ve tüketmek, böylesine önemli olmayacaktır. Yunus’un deyişiyle , bütün insanlar varlığa sevinmeyeceklerdir, yokluğa yerinmeyeceklerdir. Başta ekonomi bilimi olmak üzere, bütün bilimler insanların isteklerinden daha çok, ihtiyaçlarını karşılamaya odaklanacaklardır. Ancak dünyanın kaynakları sınırlı, insanların istekleri sınırsızdır.

Okumaya devam et “Dünyanın bütün ülkelerinde etik pazar ekonomisi her zaman serbest pazar ekonomisinden üstündür”

Her şeyin aktığı sınırsız kare dünyada Habil’in çocuklarıyla Kabil’in çocukları birlikte yaşarlar

Dünyanın hiçbir yerinde kültürler, bulundukları yerde durmazlar. Kültürler de nehirler gibi akarlar. Her şey akar, toplumlar, tarihler, düşünceler ve kültürler. Kültürlerin tarihinde “Oluklar çift”, birinden kutsal kültürler akarken, birinden de seküler kültürler akar. Geçmişten geleceğe olan bu akışta, kültürler birbirleriyle hem yarışırlar, hem çatışırlar. Ekonomik, toplumsal ve siyasal canlılık, kültürlerin birbirleriyle yarışmalarından ve çatışmasından kaynaklanır.

Okumaya devam et “Her şeyin aktığı sınırsız kare dünyada Habil’in çocuklarıyla Kabil’in çocukları birlikte yaşarlar”

Kültür dünyasında yetiştirilmiş ağaçları olmayanların ekonomi dünyasında toplanacak meyvaları olmaz

Anadolu insanı, ekonomiyi hayatı yaşanır kılmak için bilir. Ekonomisiz toplum, toplumsuz ekonomi olmayacağını düşünür. Ekonomi hayatı kolaylaştırır, kültür ise hayatı yalınlaştırır. Kültür ve ekonomi toplumların, geçmişlerini ve geleceklerini yansıtan aynalardır. Kültür geçmişte yapılanları, ekonomi gelecekte yapılacakları aydınlatır. Kültür ekonominin, ekonomi kültürün üniversitesidir.

Okumaya devam et “Kültür dünyasında yetiştirilmiş ağaçları olmayanların ekonomi dünyasında toplanacak meyvaları olmaz”

Arkadaşlık ağlarıyla hayatı kolaylaştırmak ve dünyayı güzelleştirmek herkesin hem işidir hem sorumluluğudur

Dünyaya kapalı görevlerin kesin sınırlarla belirlendiği, çok yönetim kademeli kuruluşların yerine, dünyaya açık, az yönetim kademeli kuruluşlar geçmektedir. Çalışma alanı ne olursa olsun, içe dönük olan kuruluşlar canlılıklarını yitirirken, dışa dönük olan kuruluşlar canlılık kazanmaktadırlar. Dışa dönükler çalışanları, tedarikçileri ve müşterileriyle kurdukları, ekonomik ağlarla, etkinliklerini hızla artırarak, büyük bir dünya kuruluşuna dönüşmektedirler.

Okumaya devam et “Arkadaşlık ağlarıyla hayatı kolaylaştırmak ve dünyayı güzelleştirmek herkesin hem işidir hem sorumluluğudur”

Çanakkale’de Müslüman ve Hristiyan ülkelerin tarihi yeniden yazılmalıdır yeniden yorumlanmalıdır

Küre dünyada medeniyetler arasındaki siyasal,kültürel ve ekonomik güç gösterileri cephelerde yapılmıştır. Kare dünyada savaşlar, cephelerden pazarlara taşınmıştır. Kare dünyanın fatihleri, üniforma giyen genareller değil, forma genarelleridir. Amerika’nın “Apple” gibi, “Facebook” gibi forma giyen generalleri, ülkelerinin bayraklarını bütün dünyaya taşımakta “Pentagon”nun üniforma giyen generallerinden çok daha başarılı olmuşlardır. Dünyanın hiçbir ülkesinde, onlara ne pasaport ne vize sorulmuştur.

Okumaya devam et “Çanakkale’de Müslüman ve Hristiyan ülkelerin tarihi yeniden yazılmalıdır yeniden yorumlanmalıdır”

Ölümsüz hayatın pazarında güzellik alınır güzellik satılır

İnsanların iç dünyalarının güzelliği, dış dünyalarından belli olur. İç dünyalarını güzelleştiremeyenlerin, dış dünyalarını güzelleştirmeleri mümkün değildir. Bu yüzden, iç dünyanın güzelleştirilmesi, dış dünyanın güzelleştirilmesinden, her zaman daha önemli olmuştur. Bütün insanlığın geleceğini ilgilendiren, güzellikle silahlanmak, bütün dünyanın sorunudur. Güzelliği bulanlar, güzellik yolunda olanlardır.

Okumaya devam et “Ölümsüz hayatın pazarında güzellik alınır güzellik satılır”

Nehirler bilge şairlerin iyimserlik ve ilham kaynaklarının başında gelirler

Bütün yönleriyle dünyayı, bir bütün olarak görmek için, denizlere ulaşmada engel tanımayan nehirler gibi olmak gerekir. Dağ doruklarından doğan nehirler, en az zahmetle, en çok yolu aşarak denizlere ulaşırlar. Seyhun’a, Sakarya’ya, Fırat’a, Dicle’ye, Tuna’ya, Nil’e, Mississippi’ye ve Amazon’a dünyanın hiçbir ülkesi yabancı gelmez. Bütün ülkeler gibi, bütün denizler nehirlerindir. Denizler nehirlerin aradıkları cennetleridir.

Okumaya devam et “Nehirler bilge şairlerin iyimserlik ve ilham kaynaklarının başında gelirler”

Nefretin doğurduğu nefretin üstesinden sevgiyle silahlanarak gelmek

Ortadoğu ülkelerindeki iç savaşlar, mezhep savaşlarına dönüşerek, bütün şiddetiyle devam etmektedir. İslam dünyasında nefretin doğurduğu nefret, Irak’tan bütün Ortadoğu ülkelerine ihraç edilmiştir. Doğal kaynak zengini Müslüman ülkeler, yatırım ürünlerinden tüketim ürünlerine kadar, bütün ihtiyaçlarını, Batı ülkelerinden ithal eden, ülkeler konumuna düşmüşlerdir. İslam dünyası varlık içinde yokluk çekmektedir.

Okumaya devam et “Nefretin doğurduğu nefretin üstesinden sevgiyle silahlanarak gelmek”

Dünyadaki çevresel kirlenme kültürel kirlenmeden kaynaklanır

Kirlenme, bir üretim ya da bir tüketim sonucu, insanların özel ve toplumsal çevrelerinde ortaya çıkan, ekonomik ve kültürel artıklardır. Dünyada insan ve çevre kirlenmesinin, akıl almaz boyutlara ulaşması, doğal kaynakların, hiçbir bedel ödenmeden, babadan oğula geçen bir miras gibi, görülmesinden kaynaklanmaktadır. Ancak ekonomik hayatta hiçbir üretim ve tüketim bedelsiz değildir.

Okumaya devam et “Dünyadaki çevresel kirlenme kültürel kirlenmeden kaynaklanır”

Amerka’lısıyla Avrupa’lısıyla Avrasya’lısıyla ekonomik kültürü kutsallaştıranlar kutsal kültüre savaş açarlar

Büyük Türkistan’ın sorumluluk taşıyan aydınları, ekonomik ve kültürel bütün zenginliklerinin, Moskova’ya kaçırılmasının önlenemediğinin unutulmaması için, sürekli vurgulama gereği duyarlar. Avrupalıların Orta Doğu’yu ve bütün Afrika ülkelerini yağmaladıkları gibi, Ruslar da Kafkasya’yı ve Orta Asya’yı yağmalıyorlar. Onlar İkinci Dünya Savaşından sonra, bütün Orta Asya’nın zenginlikleri yetmemiş gibi, Doğu Avrupa’nın müzelerinde buldukları her şeyi Rusya’ya kaçırıyorlar. Ruslar yağmalamada İngilizlerden, Fransızlardan ve İspanyollardan geri kalmıyorlar. “Ekonomi her şeydir ekonomi için her şey yapılır” diyenler, yağmalamada hiçbir sınır tanımıyor.

Okumaya devam et “Amerka’lısıyla Avrupa’lısıyla Avrasya’lısıyla ekonomik kültürü kutsallaştıranlar kutsal kültüre savaş açarlar”

Kare dünyada yerelleşerek küreselleşmesini küreselleşerek yerelleşmesini öğrenmek

Ekonomik, siyasal ve kültürel hayatın canlılığı, yerel düşünme, küresel davranma ustalığında gizlidir. İletişim ve ulaşım alanlarındaki gelişmelerle, dünyada gözden ve gönülden ırak olmak ortadan kalkmıştır. Sınırların önemsizleştiği için, her kurum ve kuruluş, ya yerel ya küresel değil, hem yerel hem küresel olmak zorundadır. Yerel kalmak yok olmaktır. Bilinen mantık ilkelerinin geçerlilik alanları daralmıştır.

Okumaya devam et “Kare dünyada yerelleşerek küreselleşmesini küreselleşerek yerelleşmesini öğrenmek”

Bilgiyi bilgeliğe dönüştüren aydınların düşünceleri eylemlerine yansır

Asya ve Avrupa’nın parlayan yıldızı Türkiye’nin, dünyada kendisine geniş bir alan açabilmesi için, hem kendi hem de Batı kültürüne eleştirel bir gözle bakmasını bilen, aydınlara sahip olması, hayati önem taşımaktadır. Aydınlar Asya ile Avrupa kültürü arasında, büyük bir merkez oluşturan İstanbul’un, değerlerini dünyaya açacak, en etkili güçtür. Onların sesi, sessiz çoğunluğun sesidir.

Okumaya devam et “Bilgiyi bilgeliğe dönüştüren aydınların düşünceleri eylemlerine yansır”

Dünya yunus yılında varlığa sevinmeden yokluğa yerinmeden yalın yaşamasını Yunus’tan öğrenmek

İster ekonomik, ister siyasal, ister kültürel olsun, hayatın her alanında savurganlık gösterişten, derinlik yalınlıktan kaynaklanır. Her yerde her zaman gösterişte savurganlık, derinlikte yalınlık vardır. Hayatın hangi alanında olursa olsun, gösteriş savurganlığın, yalınlık derinliğin kapılarını sonuna kadar açar. Üretim gücü büyük olan toplumlar, gösteriş yatırımlarından kaçınırken, üretimde başarısızlığa uğrayanlar, gösteriş tüketiminde yarışırlar.

Okumaya devam et “Dünya yunus yılında varlığa sevinmeden yokluğa yerinmeden yalın yaşamasını Yunus’tan öğrenmek”

Her şehirin bir devlet olacağı bin devletlik dünyanın barış mimarları üniforma giyenler değil forma giyenlerdir

Kapalı kapıların olmadığı her alanda açıklığın zorunlu olduğu dünyada, katılımcı demokrasilerin ve paylaşımcı ekonomilerin, dünyanın önde gelen ülkelerinde benimsenmesiyle, büyük küçük bütün şehirler, kendi kendilerini yönetme gücü kazanıyor. Ulaşımdaki ve iletişimdeki baş döndürücü gelişmeler, dünya şehirlerini birbirine yaklaştırıyor, toplumlar arasındaki iletişimi ve etkileşimi hızlandırıyor. Sovyetlerin ve Yogoslavya’nın dağılmasıyla, dünya yeni cumhuriyetlerle tanışıyor. Rusya Federasyonu Tataristan’ıyla, Başkurdistan’ıyla, Dağıstan’ıyla, Kırım’ıyla yeni açılımlara hazırlanıyor.

Okumaya devam et “Her şehirin bir devlet olacağı bin devletlik dünyanın barış mimarları üniforma giyenler değil forma giyenlerdir”